Soslu Amerikan Tipi Sigara İmalatı

Amerikan tipi sigara üretiminde soslandırma ve kokulandırma maddelerinin haricinde yanıcı maddeler ekleme, fiksatörler ve koruyucu ajanlar katılması da teknolojik üretim için söz konusudur.

Ancak bunların daha geniş kapsamlı özel harmancılıkta açıkladığımız için şimdi sadece bunların bazı tariflerini vurgulayacağız. Bu arada keza katkı maddelerinden eriticileri ele almanın doğru olacağı kanısıyla konuyu biraz daha açarak bilinmesi gereken bazı hususları belirtmek istiyoruz.

  1. Sos, yanıcı madde, fixatörler ve koruyucu ajan maddeleri, eritici olarak ısıtılmış saf su kullanılır.
  2. Koku eriticileri olarak alkol ve çeşitleri kullanılır. Tabi sigara koku eriticileri çabuk uçan nitelikte olmalıdır. Ancak saf alkol kullanılmaz. 3 alkol 1 su karışımı yapılmalıdır. Zira pür alkol sigara tütünlerini siyahlaştırır. Sulu alkolün miktarı da kullanılacak koku maddeleri ağırlığının % 60-70
  3. Kokulandırma işlemlerinde tütünler aşırı ısı ile işlenmez
  4. Tütün yapıtlarını içimleri esnasında zuhur edecek derin ve kalıcı kokuya kavuşturmak için kokuların sosa karıştırılarak verilmesi en uygun olmaktadır. Aksi durumlarda, yani kokunun kısa bir zaman içinde algılanabilmesi için kıyılmış tütünler dış püskürtme yöntemiyle kokulandırılmalıdır.
Kokulandırma işlemi esas olarak soslama, silindirlerine benzer silindirlerde yürütülür. Fakat bu sistemlerde az önce de belirttiğimiz gibi, en direkt ısıtma veya istimle püskürtme işlemi uygulanmaz.

Kıyılmış tütünler kokulandırma tesisine girişte, pompalanan kokulandırıcı materyalinin miktarını kontrol amacıyla silindire giren tütünün ağırlık kontrolü yapılmalıdır. Bu arada mutlak suretle kokulandırmanın uniform olması sağlanmaktadır.

Fabrikalarda kurutucu, soğutucu ve kokulandırma tesisleri 10.000 kg/saat lık, tütün akış hızına göre konstrükte edilmişlerdir. Konumuzun sonunda Amerikan tip sigara imalatının tüm işlemlerine ve hatlarına ışık tutan teknolojik akımın seyrini gösteren bir şema ekledik.

Sonuç olarak Amerikan tip sigaralara her geçen gün talebin artması üzerine ülkemizde Virginia, Burley ve Türk tütünleri kullanılarak Amerikan blende sigara yapımına 1988 yılı sonunda ilk olarak

Tokat sigara fabrikasında başlanmıştır.

4.3. REKONSTİTÜE (FOLYO, HOMOJENİZE, TABAK, PESTİL ) TÜTÜN

Rekonstitüe tütün, değişik tip ve menşeli tütünlerin damar, kırıntı fabrika sigara tozu ve bunun gibi kısımlarından yapılmakta ve genelde kullanılan hammaddelerin özelliğini taşımaktadır. Eldeki artıkların folyo tütün olarak değerlendirilerek üretimde kullanılması şüphesiz mamul fabrikasyonunda ekonomik açıdan büyük yararlar sağlamaktadır. İlk olarak folyo tütün, puro yapımında sargı materyali olarak kullanılmıştır. Puro mamulü üretiminde bilhassa sargılık olarak kullanımında sağladığı büyük teknolojik ve ekonomik avantajlar sayesinde rekonstitüe tütün kısa sürede tüm ilgiyi kendi üzerine yoğunlaştırmıştır. Nitekim günümüzde folyo tütünün geliştirilmesi için yapılan çalışmalar büyük boyutlar kazanmış ve “General Cigar Company” artık ticari önem de taşıyan ilk folyo tütün yapımıyla, tütün sanayisine yeni bir dal eklemiştir. Böylece puro sargılarında özel tipte doğal tütün yaprağı kullanımı bırakılmış, otomatik sargılamaya geçilmiş ve maliyet önemli derecede düşürülmüştür.

Günümüzde rekonstitüe (yeniden şekillendirilmiş) tütün, puro ve sigara mamullerinin harmanlarında dolguluk tütün olarak ta kullanılmaktadır. Başlangıçta folyo tütün, sigara harman terkibinde iştirak oranı % 5-10 olarak sınırlandırılırken bu oranların bazı seçkin marka sigaralarda bugün % 30 a kadar ulaştığını görmek mümkündür. ABD’de ortalama olarak sigaralarda pestil tütün oranı % 10-12 dir. Sigara imalatının teknolojik akış safhalarında toz, tütün yaprağı kırıkları, damar ve benzeri tütün artıkları meydana gelir. Fakat bunlar yeniden tütün olarak değerlendirilemezler. Gerçi bir bölümü kırıklar doğrudan harmanlara katılma imkanına sahip olsalar bile sigaraların olumlu özelliklerine kötü yönde etki yaparlar. Oysa tüm bunları folyo tütün haline getirerek artıkların gerek fiziksel, gerekse içim özelliklerini ıslah ederek homojenize etmek mümkün olmaktadır. Zaten bu yüzden de rekonstitüe tütüne homojenize tütün de denilmektedir. Aynı zamanda folyo tütün ile beraber sigara harmanların da dumanın zararlarını azaltıcı maddelerin katılması da mümkün olmaktadır. Dolayısıyla folyo tütünün bu vasfı doğal tütüne göre bir üstünlük gibi kabul edilmektedir.

Zaten bu sebepten dolayı tütünün mekanik, fizyolojik ve yanma özeğini, total şeker ihtivasına ise sakkarozun da katıldığını söylememiz gerekmektedir.

Böylece yüksek kaliteli Fleyvır virginialarının indirgen şeker ihtivası % 15,6- 20.8 sınırları içersindedir. Bu arada % 14-18 oranında indirgen şeker içerikli tütünler tercih içine alınırken ekstrem, yani daha düşük ve daha yüksek değerlerden kaçınılmaktadır.

Dolguluk (fleyvır) virginialarında indirgen şeker oranları Tayland ve Hindistan tütünlerinde her ne kadar yüksek de olsa genelde Fleyvır’ ların alt sınırından daha düşük düzeydedir. Her iki grup virginiayada total şeker içeriği indirgen şekerlerin mutlak değer miktarından % 2.5-3 fazladır. Bu gayet doğaldır. Çünkü yukarıda ifade ettiğimiz gibi pozitif fark, sakkarozun totala katılması neticesi oluşmaktadır. Sakkaroz, bilindiği gibi tütünün içimini olumsuz yönde etkilemektedir. Virginialarda sakkaroz miktar içeriği tütünlerin kurutulma döneminde uygulanan farklı ısı rejimleriyle dengelenmektedir. Ayrıca bu hususta fermantasyon ve olgunlaşma döneminin rolü de büyüktür.

Tütünlerde indirgen şeker ihtivasının yüksek oluşunun nikotin alkoloidi birikimi (sentezi) hakkında söz ettiğimiz koşullar ile sıkı sıkıya ilişkilidir. Dikim sıra mesafeleri gereksim dışında sık sık sulanan, mümbitliği optimum düzeyde olmayan topraklarda yetiştirilen tütünlerde fotosentez olayında şeker oluşumunu olumsuz yönde etkileyen birer unsurdur. Çünkü böyle koşullarda, tütünlerin şekerleri alkoloid, organik asit, reçine vb. maddelerin dönüşüm metabolitik olaylarına yardımcı olabilmesini kısıtlamaktadır.

Petroleter aygıtta çözünen maddeler tipik Virginia tütünlerine özgü olan bir manzara gösterir. Burada çözünen maddeler virginia tütünlerin kokusu (eterik yağlar) dışında, daha fazla içimde husule gelen tipik virginia tütünlerinde olgunlaşma döneminin ılımlı husule gelen tipik virginia kokusunu terennüm ettirmektedir. Tabi bu kokunun oluşumu daha fazla virginia tütünlerinde olgunlaşma döneminin ılımlı seyri neticesinde, üretim ve kurutma safhalarında birikmiş maddelerin dönüşümü polimerazasyonu olayının neticesidir. Belirtildiği gibi kaliteli yüksek şeker ihtiva eden virginialarda şekerler, çözünerek bir nebze reçineler oluşturarak içim kokusunu ıslah ederler.

Buraya dek iki grubu oluşturan virginiaların organik yapısına değindik. Şimdi de tütünlerin strüktürünü, fiziksel niteliklerini yani hacimsel, elastikiyet ve yanarlılık niteliklerini oluşturan, dolayısıyla kaliteyi en direkt te olsa etkileyen anorganik tarafını açıklayalım.

Anorganik maddeler, mineraller tütün yaprağında vejetasyon sırasında, besin maddeleriyle birikmektedir. Nitekim bu maddelerin yaprağa birikimi için ilk be ön şart bunların yetişme ortamında mevcudiyetidir. Aynı zamanda bu maddelerde gerek birikimleri, gerekse organik maddeler oluşturmaları olayında aralarında bir zıtlık gözlemlenmektedir. Bu zıtlık nedeniyle organik bileşimlerde hangi mineralin hangisinin yerini aldığı, hangisinin üstünlük kazandığı, dengenin hangi tarafa ağırlık gösterdiği incelenerek biyokimyasal olayların yönünü görebilmek, yorum yapmak kolaylaşmaktadır. Bunu birkaç örnekle kanıtlayabiliriz. Örneğin yaprak hücrelerinde potasyum iyonlarının, klor iyonları birikimi ile müşterek gerçekleştiği takdirde hücrelerde sitrik, elma, malik ve oksalik asitlerle ne biyokimyasal ne de teknolojik açıdan arzu edilen kloroid tuzları meydana gelecektir. Diğer taraftan kalsiyum, iyon birikiminin çok süratli olması ise yukarıda zikrettiğimiz organik asitleri tamamen bloke ederek çözünmesi güç olan tuzlar oluşturmakta ve dönüşümleri daha sonraki metabolitik proseslerin dışında bırakmaktadır. Halbuki bilindiği gibi tütün yapraklarında senteze olmuş maddeler, hücreler içinde donup kalmamalı ve kalmamaktadır. Mütemadiyen bir dönüşüm halkası içinde çözünmekte ve yeni maddeler oluşmaktadır. Bunu şöyle bir örnekle de kanıtlamamak mümkündür. Mesela, nikotin alkoloidinin tütünün kökünde sentez olduğu ve oradan da yaprakta biriktiği herkes tarafından bilinir. Nitekim bir deneyde tütün köküne verilen kodlandırılmış radyoaktif nikotin azotunun kısa bir süre sonra birkaç saat içinde yaprakta radyoaktif proteine, amino asitlere vb. bileşiklere dönüştüğü müşahede edilmiştir. Hulasa, buradan çıkarılacak özet, tütünün verilen maddeyi işlediği, dönüştürdüğü olmalıdır. O halde biz de virginia tütünlerinin üretiminde daha az miktarda dönüşmeyen kalsiyum ve magnezyum vermeliyiz. Bu arada klor maddesini tamamen uzak tutmalıyız. Tabi bu hususta tarımda, toprakların potasyum, kalsiyum, magnezyum ve klor ihtivaları dengelerini baz alan ilme dayalı bir sistem vardır. Dolayısıyla toprakların fiziksel yapısı, kil ve kum oran dengesi, toprakların asitlik derecesi, topraklarda ve suda klor oranları, virginia tütünü yetiştirilen alanların seçiminde her zaman önemle göz önünde bulundurulması gereken hususlardır.

Böylece özetlediğimiz bir girişten sonra şimdi de ayrı ayrı mineral maddelerin kriter sınırlarını belirleyelim.

Potasyum : Fleyvır virginialarında bu oranlar % 1.80-3.10 arasındadır. Vasat verileri ise % 2.4-2.5 civarındadır. Filer dolguluk virginialarında % 1.60-2.80 dolayında seyreder. Bu arada Hindistan tütünlerinde potasyum ortalaması % 2 , Tayland virginialarında ise % 3.1 civarındadır.

Kalsiyum : Birinci grup tütünlerde Ca ihtivası % 1 – 2.8 civarındadır. İkinci grubun içindeki Hindistan tütünlerinde bu yüzdeler çok daha yüksektir. Tayland tütünlerinde ise bariz bir şekilde düşüktür.

Ülkemizde gerçekleştirilecek müstakbel bir virginia üretiminde kalsiyum (Ca) verileri göz önünde tutulmalı maksimum % 3 sınırını aşmamasına meydan vermeyecek toprakların, sahaların seçimine özen gösterilmelidir. Tabi bu koşul kısmen potasyum gübrelerinin kullanımı ile dengelenebilmektedir. Fakat bizde gübre kullanımından beklentiler hala sadece verimi arttırmak doğrultusundadır. Yani ürünün fiziksel niteliklerine, kalitesine önem verilmemektedir. Tütün üreticiliğinde, dolayısıyla virginia tütününün yetiştirilmesinde potasyum gübrelerinin bu açıdan rolü çok büyüktür. Zira bitkinin vejetasyonu süresince kalsiyum ile potasyum maddelerinin dengesi, prose oluşumlarına katılımları ile beraber sigara üreticilerini yakından ilgilendiren tütün yaprağının fiziksel özelliklerini ve yanıcılığını da oluşturmaktadır.

Magnezyum : Bu mineralin dönüşüm ve katılım dinamizmi kalsiyum minareli ile tam benzerlik göstermektedir. Nitekim veriler de bunu özetlemektedir.

Klor ( Cl) : Hindistan tütünleri müstesna tüm virginialarda klor ihtiva oranı % 1 den daha düşüktür. Üreticilerin tüm çabaları, amaçları mümkün olduğu kadar daha az klor maddesi içeren virginia tütünleri yetiştirmek olmalıdır. Çünkü klor, sigaraların en kötü maddesi, en olumsuz yolcusu, yüz karasıdır. Tütünler de sigaralarda, bilhassa virginialarda ne kadar daha az klor bulunursa o derece daha yanıcıdır. Aynı zamanda klorlu tütünlerin içim tadı kötüdür. Ağız boşluğuna bir acılık, mahurluluk verir. Hatta degüstasyonda % 0.2 nin üzerinde olan bir klor içeriği bile degüstatör tarafından kolayca yakalanabilmektedir.

Tütünlerde bulunan diğer mineral maddeler fosfor, mangan, sodyum ve bor mikro elementler olarak adlandırılırlar. Ve genelde tütünlerin vejetasyon hızını etkilerler. Her iki grup virginia da ekseriyetle içerik oranları hemen hemen birbirine eşittir.

Böylece sigara yapıtının esas, ana maddesi olan tütünün , kullanım kalitesini ve organoleptik özelliklerini belirleme hususunda gerek ilmi araştırmalar, gerekse pratik beceriler doğrultusunda tütünün kimyasal içerikleri arasında dengeleri sağlayan katsayıları, denge oranları bulunmuştur.

Bunlar tamamen yukarıda vurguladığımız gibi tütünlerin kalitesini ve organoleptik durumlarını yansıtan duyular oluşturmaktadır.

Örneğin; tütüncüler tarafından çok iyi bilinen ve Türk tipi tütünler için geçerli olan Şmuk , Piziki,

Krükner katsayılarıdır. Şimdi bunları daha iyi açıklayabilmemiz için yazımızın ekinde Londra’nın “BAT” firmasından Fleyvır ve Filer tütünleri için hazırlanan iki tablodan yararlanacağız. Zaten buraya dek her iki grup tütünün kimyasal içerikleri hakkındaki yorumları da bu tablolar üzerinden yaptık.

Tablolarda dört kalite katsayısı üzerinde durulmuştur.

Tütünün Kimyasal Yapısı ile Kullanım Kalitesinin Tespitinde Kullanılan Katsayılar

1- Birincisi total şekerlerin, total alkolidlere, yani nikotin ile olan oranı ;

Total şekerler

Nikotin

Konunun teferruatına girmeden hemen belirtmemiz gereken bir husus bu iki maddenin özellik oluşturma açısından birbirine zıt durumda bulunmalarıdır. Total şekerler bir tarafta sigaraların (tütünün) yanması (pirolizi) esnasında asitli (ekşimsi) bir ekstrem oluştururken, alkoloidlerin totalı, alkalik bir ekstrem yaratmaktadırlar. Bu, tütün içicisinin ağız boşluğundaki duyu organları tarafından algılanmaktadır.

Bilhassa aralarında miktar olarak ağırlıkta olan madde içimde yakarlık ve sertlik meydana getirir. Nitekim bu kalite katsayısını sigara içimi duyusunun bir denge, armoni katsayısı olarak tanımlayabiliriz. Şimdi bu durum bir de Fleyvır tütünlerine ait olan birinci tabloda görelim, katsayının Fleyvır virginialarında üst sınırda hemen hemen eşit, alt çizgilerde ise farklı olduğunu tespit etmekteyiz. Fakat en yüksek kalite özelliğine sahip olanlarda bu rakam 6-9 arasında değişmektedir. Zira bu tütünlerin içiminde tam bir ahenk mevcuttur.

İkinci gruptan Fleyvır virginialarında iki uca giden bir kutuplaşma gözlenmektedir. Örneğin Hindistan virginialarının verileri fleyvır grubuna bir yakınlık sergilerken Tayland menşeleri anormal 47.6 rakamına kadar ulaşmaktadır. Böylece bazı Hindistan virginialarının alt sınırı oldukça düşük olması nedeniyle bu tütünlerin içiminde doyuruculuğun ve ahengin eksikliği sezilmektedir. Tayland virginialarında ise tam aksi üst sınırın çok yüksek oluşu yapıtlarda denge bozukluğu ve yakarlık meydana getirmektedir. Zaten bu yüzden de ikinci gruba fleyvırlara mahsus olan bu tütünler sigara harmanlarında dolguluk için kullanılmaktadır. Çünkü dengesizliklerin fleyvır tütünleri ile gidermek, karışımlarda ahenk sağlamak mümkün olmaktadır.

2- Kalite öğesinin ikinci katsayısı, total alkoloidlerin nikotin toplam azotlu maddeler arasındaki oranıdır. Bu katsayı tütünlerin tadını belirlemek için kullanılmaktadır.

Nikotin

Azotlu maddelerin toplamı

Katsayısı 1.2 üstünde olan tütünlerde bir tat ahenksizliği mevzu bahistir. Katsayının 0.5 in altında olması tütünlerin yüksek oranda nikotin ihtiva ettiğini ve sert içimli olduklarını simgeler. Dolayısıyla son zamanda yapılan araştırmaların bulguları Fleyvırlarda katsayının 0.80-1.20 arasındaki çizgi ile dar bir çerçevede sınırlamıştır.

3-Üçüncü kalite katsayısı potasyum ile klor arasında olan orandır. Katsayıya Nesler’in katsayısı da denir. Başlıca tütünlerin yanarlılık derecelerinin yanma niteliklerini belirleme tespitinde kullanılır. Anımsanacağı gibi genelde Virginia tütünlerinin yanma nitelikleri düşüktür.

Bu hususta Burley, puro hatta Türk tipi tütünlerin bile sonunda yer alırlar. Katsayı verileri ile ortaya çıkarılan sonucun yorumlanmasında bir taraftan tütün yaprağındaki Cl oranı ve dengesi görülürken sigara üreticisi yapraklardaki organik asitler miktarı üzerinde varsayımlar yaparak sigara külünün mahiyetini, yanmayı kolaylaştıran sünger yapılı olup olmayacağını bile saptayabilmektedir.

Tablo 1 ve 2 nin verilerini incelediğimizde potasyumun hissedilir derecede mutlak artışını görmekteyiz. Bilakis o hatta Cl ihtivasından da düşüktür.

Fleyvır tütünlerinde bu katsayının düzeyi en olumlu Brezilya virginialarında, en kötü ise Kanada tütünlerindedir. Aynısı dolguluk tütünler için de geçerlidir. Örneğin, Hindistan tütünlerinin katsayısı düşük, Tayland Fleyvırlarının ise yüksektir. Katsayı verilerini göz önüne aldığımızda

Virginia tercihimiz her zaman yüksek katsayısının yanında olmalıdır.

4-Sigaralık tütünlerin kalite değerlendirilmesinde dördüncü katsayı olarak Şmidin adını taşıyan Potasyumun, kalsiyuma göre olan oranı kullanılmaktadır.

Potasyum (K)

Kalsiyum ( Ca)

Bu katsayı genelde tütün yaprağının dokusal yapısını, buradan da yanma derecisini belirler. Daha az kalsiyum içeren tütünlerin dokuları ince, higroskopisiteleri, elâstikîyeti ve yanma özellikleri yüksektir. Tabloların verilerinde Fleyvır virginialarında katsayının 1-2 arasında olduğunu görmekteyiz. İkinci grup dolguluk Fleyvır virginialarında optimum verilere ancak Tayland tütünlerinin yaklaştığı saptanmaktadır.

Sonuç olarak konumuzu özetlerken tütünlerin kimyasal içeriği bazında yapılan yorumları her ne kadar esas degüstatif değerlendirme metodunun eksikliğinde de olsa, tütünlerin fiziksel ve degüstatif niteliklerini ve bilhassa virginiaların kalitesini, kullanımını belirlemede birer objektif kriterler olarak göz önünde bulundurulması gerektiğini göstermektedir.

EK TABLO 1

YÜKSEK KALİTELİ FLEYVIR VİRGİNİA TÜTÜNLERİ


ÜLKELER

KİMYASAL

BİLEŞİKLER

ABD BREZİLYA KANADA GÜNEY KORE
DİAPAZON ORTALAMA DİAPAZON ORTALAMA DİAPAZON ORTALAMA DİAPAZON ORTALAMA
Total Alkoloidler % 1.71-3.69 2.60 1.73-2.60 2.22

1.78-3.64

2.40

1.58-2.64

2.18

İndirgen Şekerler %

11.8-20.80

17.2

15.6-21.0

17.5

6.9-18.9

15.6

16.9-24.9

20.8

Toplam Şekerler %

13.3-23.4

20.3

18.9-23.1

21.2

8.4-24.9

18.5

19.8-20.3

23.3

Petroleter Aygıt %

5.8-8.9

7.2

5.9-7.3

6.8

4.1-4.9

4.5

4.6-5.8

5.2

Total Azot %

1.88-3.13

2.37

2.10-2.31

2.22

2.11-3.80

2.65

1.86-2.61

2.19

Protein Azotu %

0.83-1.28

1.04

0.94-1.02

0.97

0.91-1.15

1.02

0.82-0.90

0.86

Amonyak azotu %

0.006-0.049

0.020

0.004-0.032

0.014

0.007-0.062

0.034

0.009-0.045

0.030

Potasyum % (K)

1.94-2.72

2.39

1.85-2.35

2.35

2.15-3.11

2.52

1.94-2.50

2.26

Kalsiyum % (Ca)

1.07-1.99

1.40

1.50-2.21

1.85

1.74-2.79

2.15

1.80-2.55

2.19

Magnezyum % (Mg)

0.27-.042

0.34

0.28-0.44

0.36

0.32-0.50

0.38

0.32-0.44

0.40

Fosfor % (Po2 )

0.21-0.26

0.24

-

0.19

0.21-0.22

0.22

0.27-0.29

0.28

Klor % (Cl)

0.25-0.53

0.42

0.13-0.17

0.15

0.63-1.03

0.85

0.22-0.35

0.28

Mangan ppm (Mn)

82-188

134

-

178

79-119

-

314-319

316

Total Şekerler

3.6-1.35

-

8.6-13.0

-

2.3-14.0

-

7.70-14.4

-
Total Alkoloidler

0.85-1.21

-

0.77-1.24

-

0.76-1.08

-

0.85-1.20

-
Toplam Azot
Potasyum

4.5-10.0

-

11.6-19.2

-

2.4-4.1

-

6.3-11.4

-
Klor
Potasyum

1.26-2.27

-

1.00-1.66

-

1.09-1.34

-

0.86-1.25

-
Kalsiyum

 

Not : Veriler Londra “BAT” firması tarafından sunulmuştur.

 

EK TABLO 2

DOLGULUK FİLER VİRGİNİA TÜTÜNLERİ

KİMYASAL

BİLEŞİKLER

ÜLKELER
HİNDİSTAN TAYLAND

DİAPAZON

ORTALAMA

DİAPAZON

ORTALAMA

Total Alkoloidler %

1.28-2.85

1.76

0.59-0.89

0.71

İndirgen şekerler %

7.2-12.6

9.80

7.7-2.30

17.7

Toplam şekerler %

3.0-18.1

12.1

8.7-27.0

21-11

Petroleter Aygıt %

5.4-6.8

6.1

4.5-5.9

5.2

Total azot %

1.95-2.88

2.88

2.56-1.63

2.2

Protein Azotu %

0.99-1.41

1.25

0.85-1.61

1.13

Amonyak azotu %

0.027-0.074

0.052

0.001-0.069

0.030

Potasyum % (K)

1.64-2.26

2.02

2.33-3.82

3.05

Kalsiyum % (Ca)

2.76-3.62

3.25

1.39-2.34

1.83

Magnezyum % (Mg)

0.60-0.76

0.68

0.30-0.49

0.37

Klor % (Cl)

0.62-1.26

1.01

0.17-0.52

0.34

Fosfor % (Po2)

0.19-0.23

0.21

-

0.28

Mangan ppm (Mn)

83-112

98

-

141

Total Şekerler

3.4-14.1

-

9.3-47.6

-

Total Alkoloidler

0.63-0.82

-

0.27-.040

-

Total Azot Madde

Potasyum

1.62-3.55

-

4.5-17.7

-

Klor

Potasyum

0.54-0.74

-

1.39-2.26

-

Kalsiyum

Not : Veriler Londra “BAT” firması tarafından sunulmuştur.

 

4.2. SOSLU AMERİKAN TİPİ SİGARA ÜRETİMİ

Bütün Dünyada yaygın olarak üretilen sigaralar soslu sigaralardır. Üretim doğuşlarının yakın bir geçmişi olmalarına rağmen sigara pazarlarına hakim durumdadır. Adını sıkça duyduğumuz Malbora, Kent, Lord vb. markaların sigaraları sosludur. Amerikan blend dediğimiz bu sigaralar, kısa bir zaman içinde beğeni kazanarak bugün büyük bir sigara içici kitlesi soslu sigara tiryakisi durumuna getirilmiştir. Öyle ki en yakın Arap ülkelerinde dahi bu tip sigaralara rağbetin çok büyük olduğu bir gerçektir.

Ülkemizde de soslu Amerikan blend sigaraların içimine beğeni ve özen her yıl artmaktadır. Örneğin 1984 yılından itibaren daha önce kaçak olarak yurda sokulan yabancı menşeyli sigaraların TEKEL tarafından ithal edilerek yurt içinde satılmaya başlanması ve 20.8.1986 tarihinde 86/10911 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararıyla “Yerli ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, Tekel İdaresi ile ortaklık suretiyle yurt içinde tütün mamulleri üretmelerinin serbest bırakılması” soslu sigaralara ilgiyi daha da arttırmıştır. Bunu aşağıdaki rakamlarla da kanıtlamak mümkündür. İthal edilen sigaraların, tütün mamulleri toplam satışına oranı, ithalatın başladığı 1984 Nisan ayında % 1.6 iken 1984 yılı sonuna bu oran ortalama % 2.4 ile kapanmıştır.

1985 yılına % 5.9 oluş, artma trendi devam ederek 1986 yılında % 10.7 ye, 1987 yılında ise %14.70 ye ulaşmıştır. 1993 yılından itibaren ise artık % 20 nin üzerinde seyretmektedir.

Amerikan tip sigaraların harman terkibine baktığımızda bu sigaraların Oriental tip tütünlere göre fizyolojik etki gücü yüksek, çeşnisi ise kötü olan tütünlerden oluşturulduğunu görmekteyiz.

Sigaraların harmanlarında % 40-70 Virginia, % 10-30 Burley, % 5-30 Türk tipi tütün ve bazı marka sigaralarda ise % 10’a kadar da Maryland menşei kullanılmaktadır. Tabi bu yüzdeler tütünlerin özelliklerine ve markalara göre farklı ve esnek tutulmaktadır. Örneğin, son zamanlarda Amerikan blend sigaraların harmanları şöyle bir tablo sergilemektedir.

% 29-35 oranında Burley
% 40-50 oranında Virginia
% 16-30 oranına Oriental ve semi oriental
% 1.3-2.6 oranında Maryland.

Harmanlarda kullanılan bu tütünlerin kaba fiziksel özellikleri nispeten de koku gibi içim özellikleri bakımından yalın olan tütünlere harmanı olumlu yönde etkileyen bazı tatlandırıcı maddeler vererek niteliklerini düzeltme tretmanları uygulamasına geçilmiştir.

Bu tretmanlar ilk defa bilimsel bulgulara oturtularak Amerika’da tatbik edilmeye başlanmıştır. Zaten sigaralara Amerikan tipi benzetmesi de buradan kaynaklanmaktadır.

Amerikan tipi soslu sigara üretiminde birbirini tamamlayan ve içicinin zevkini tatmin edici bir sigaranın oluşumunu sağlayan tretmanları 3 noktada mütalaa etmek istiyoruz.

Bunlar da;

  1. Sigaraların, dolayısıyla sigara tütünlerinin fiziksel özelliklerini ıslahına yönelik ön hazırlık, teknolojik uygulamalar. 
  2. Casing (soslama) katkılarıyla içim çeşnisini iyileştirmek. 
  3. Flaworing (kokulandırma) uygulaması.
Bu gün çağdaş sigara üretimi teknolojisinde soslu harmancılık yerine Amerikan tipi sigara üretimi diye eş anlamda olan başka bir deyiş kullanılmaktadır. Bu arada tütüne, fabrikalarda işlenmesi ve tretmanlarını uygulaması sırasında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır.

Örneğin;

  1. Sigaraların blend oluşu, yani değişik tip tütünler içerdiğinden soslama ve kokulandırma yöntemlerinin uygulanışından sonra çok iyi karıştırılmaları gerekir. 
  2. Üretim sırasında tütünler belirli bir temperatür işlemine tutulmalı ve bu uygulama ön görülen spesifik maksimum temperatür sınırlarını hiçbir zaman aşmamalıdır. 
  3. Sigara imalatı süresince ortaya çıkan toz ve kırıntı tütün yüzdesi mümkün olabildiğince az olmalıdır. 
  4. Teknolojik uygulamalar ve rejimleri tütünlerde sigara doldurma kapasitesini maksimum düzeye çıkaracak şekilde seçilmeli ve yürütülmelidir.
4.2.1 SOSLU SİGARA ÜRETİMİNE TÜTÜNLERİN HAZIRLANMASI

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi yapılacak sigaranın markasına göre harmanlarda Virginia, Burley ve Oriental tütünlerin uygun menşeyleri kullanılır. Görüldüğü gibi oriental tiplerin haricinde tütünler başlıca iri kıtalı ve orta damaları kalın yapraklardır. Kıyımda bu damarların bazılarının bıçakların arasından geçerek ince kıyılmaması ihtimali yüksek olup, sigaranın içim özelliklerinin tamamen bozma olasılığı fazladır.

Bu nedenle Virginia, Burley gibi benzeri tütünler önce damar ayıklama işlemine tabi tutulurlar. İşlemde özel damar ayıklayıcı Threcher makineleri kullanılır. Yapraklar, koşullandırılmış hava akışı hızıyla bıçaklardan geçirilip damarlar yaprak ayasından ayırt edilir. Bu şekilde oluşturulan yaprak parçalarına “Strips” denir. Olaya ise Threshing , yani damar ayırma işlemi denir. Uygulama soslu sigara üretiminin ayrılmaz bir yönüdür. Anımsanacağı gibi bu uygulama kaba görünümlü iri kıtalı ve kalın damarlı tütünlerin fiziksel özelliklerinin ıslahına yönelik bir işlemdir.

Şimdi uygulamanın aşamalarını açıklayalım.

Eğer işlenecek tütünler destelenmiş (Bundled) yaprak şeklinde ve yaprakların ana damarlarının uç kısmı ile tali damarlar da nispeten ince ise bunlar kaboşe edilir. Yani yaprağın uç kısmı, duruma göre uçtan sapına doğru 1/3 - 2/3 bölümü kesilir ve en uç kısmı soslamaya sevk edilir.

Kaboşe işleminde dipping tezgahları kullanılır. Bunların esas aksamları konveyör bant, kesici merdane ve dairesel bıçaktır.

Tütünlerin kaboşe (kök kesimi) şu şekilde gerçekleşir. Önce tütünler tavlandırılır. Sonra tütün desteleri tezgaha konur ve konveyör bant üzerine elle yerleştirilir. Bant üzerinde ilerlerken kesici merdane tarafından demet bağı kesilir. Dairesel bıçak konveyör bandın üst kısmına yerleştirilmiş olup, yaprağın tahminen % 15-30 oranındaki zenep kısmından keser.

Kaboşe edilmesinden sonra yaprakların uç kısımları yatay bir bant ile son tavlama silindirine intikal ettirilir. Burada yapraklara % 20-22 civarında tav kazandırabilmek için 50-60 Co koşullandırılmış bir sıcaklıkta nemlendirilmeleri yapılır. Amaç, Threshing uygulamasında yaprakların ve damarların maksimum elastikiyete ulaşmalarını sağlayıp işlemde fiziksel bütünlüklerini yitirmelerini önlemektir.

Ön tavlama, açım ve son tavlamadan sonra takriben % 16-18 oranında rutubete kavuşturulan tütünler  sevk bandı ile damar ayıklama makinesinin döner  tamburasına getirilir. Tamburaya bıçaklar  monte edilmiştir. Yüksek hızla dönen bu tamburanın dış tarafına bıçak uçlarından 12 cm bir mesafede 15 cm boyunda ve 10 cm aralıklarla yassı demir çubuklar monte edilmiştir. Bu mesafelere göre yaprakların strips büyüklüğü ayarlanır. Tamburanın etrafı sabit demir ızgara  ile çevrelidir. Damarı ayıklanmış yapraklar ızgaranın aralıklarından dönen tamburanın üstüne düştükten sonra yassı demir çubuklar vasıtasıyla bıçaklara girer ve damar ayıklama işlemi gerçekleşir. Böylece damarları ayıklanmış yapraklar etrafında kovalar bulunan rotor  hava akımına tabi tutulur ve birbirine paralel olarak monte edilmiş seperatörler  vasıtasıyla yapraklar yukarı doğru yönelir, ağır olan damarlar ise aşağıya doğru hareket eder. Damarlar  sevk bandı ile ayrı bir işleme hattında CRS ( Cut Rolled Stems) yöntemi uygulanarak ezilir ve kıyılır, damarsız yapraklar ise pnömatik  araçla harmanlama silosuna dökülür. İlk damar ayıklama ünitesinde yapraklar damarlarından tamamıyla ayrılamamaktadır. Bu itibarla damar ayıklama işlemi kademeli olarak yapılır. Kalan damarlar ikinci bir damar ayıklama ünitesine girer. Fakat bu ünitenin çelik ızgarasını oluşturan demir çubukların arasındaki mesafe 2 misli küçültülmüş durumdadır.

Son zamanlarda fabrikalarda iri kıtalı tütünler kaboşe işlemine tabi tutulmadan doğrudan Threchyng yöntemiyle strips haline getirilmektedir.

Tabii bu bir miktar tütün yaprağı kaybına neden olur. Fakat tütünleri kaboşe edebilmek için onların önce maniple ederek monok veya gedok (12-15) yani sapları bir yere ayaları düzeltilerek son yaprakla kukla bağlar, deste haline getirmek için kaybedilen zaman ve harcanan emek, bunu tamamen kapatmaktadır.

Threchyng işleminde damarların % 1-3 kısmı ayıklanamaz, yaprakta kalır. İri kıtalı tütünlerde damarı ayıklanmamış yaprakta ise toplam damar oranı yaklaşık % 20 dir. Bu da uygulanan yöntemle yaprakların ortalama % 17-19 oranında olan damarlarından arındırılması anlamındadır.

Threchyng makinesi yatay ayıklama hattıdır. Bunların yanı sıra threchyng olayında dikey damar ayıklayıcılar da kullanılır. Her ne kadar çalışma sistemleri aynı olsa da ancak burada damar ayıklama dişleri bağlı olduğu rotorda dikey olarak döner. Sonra yukarıda belirtilen yatay damar ayıklama hatlarından farklı olarak dikey damar ayıklayıcı ve seperatörler saatte 3500 kilo kapasiteli dir. Yataya göre daha düşük kapasiteli bir ünite oluştururlar.

Böylece Threchyng işlemiyle damarları ayrılmış strips yapraklar, büyük harmanlama silolarında depolanır. Ancak sigara harmanlarına katılmak amacıyla işlenen Burley tütünleri ısıtma (kurutma) işlemine tabi tutulurlar. Bu işlem sırasında damarları alınmış, soslanmış Burley stripsi belirli bir süre 80-125 Co temperatürde kurutulur. Rutubeti % 3-5 oranına düşürülür. Bununla çok önemli 3 amaç güdülmektedir.

  1. Sosları oluşturulan maddelerin yapraklara daha iyi şekilde sindirilmesi 
  2. Sosların esas içeriği olan şekerlerin yüksek ısının etkisiyle karamelize edilmesi
  3. Belki bu tarafı işlemin en önemli kısmını teşkil etmektedir.

Burley tütünlerinin fazla ihtiva ettiği azotun çıkışını arttırıp bileşikleri parçalamaktadır. Böylece başlı başına hiçbir işleme tabi tutulmadan kullanılan Burley tütünlerinin kötü içim özellikleri giderilmekte, sonuçta Amerikan tipi soslu, kokulu sigara üretiminde tütünlere uygun ve çok başarılı yeni nitelikler kazandırmaktadır.

Bu arada tütünlerin ısıtılıp kurutulmasına başka bir neden de soslandırılmış tütünlerin yapışkan olması ve imalatta yapışarak makinelerin işlemini ve teknolojik akılı aksatmamasıdır.

Bu işlem Burley’ lerde nasıl gerçekleşir ? Burley tütünlerini yüksek ısıda kızartma işlemi Tuesting cihazlarıyla yapılır. Bunlar yukarıya ve yukarıdan aşağıya doğru yüz derecenin üzerinde sıcak hava verebilen ve tek tek veya otomatik olarak sabit bir ısı değerine regüle edilebilen 8 bölgeye ayrılmış cihazlardır. Soslandırılmış Burley stripsi akışkan delikli yataklı çelik bir bandın üzerine 10 cm kalınlığında serpilir. Tütün tuester’ın birinci beş bölümünde tütünlerin özelliliğine göre 80 kusur bir sıcaklıkta kurutulur. Altıncı bölümde soğutulur ve 7.-8. Bölümde istim ve su pülverize edilerek tütünlerin rutubeti % 18-20 civarında çıkarılır.

Bugün artık modern tuester cihazları taşıyıcı bandın üstüne ilave edilmiş bir levha vardır. Bu levha sayesinde kurutucu havanın hızı ve ısının derecesi tütün yaprakları hareket ettirilmekte önemli ölçüde arttırılabilir. Böylece de kurutma işleminin süresi azalır, yani 15 dakikadan 8-10 dakikaya kısaltılabilmektedir.

Günümüz sigara fabrikalarında, işleme tarzları ve yukarıda tanımladığımız tütünler çeşitli uygulamalara tabi tutulmaları nedeniyle, farklı üretim hatları mevcuttur. Amerikan tipi sigara üretiminde genellikle Virginia tütünü için 2 veya 3 hat, Burley için 1 hat, oriental tütün için 1 hat, homojenize tütün için 1 hat, damar hattı ve şişirilmiş tütün için de 1 hattın bulunduğunu ifade edebiliriz. Tabi teknolojik akışları sonucunda bu hatlar birleşerek tek ürünün harmanını oluştururlar.

Buraya dek Amerikan tipi üretim, harmanının omurgasını meydana getiren iri kıtalı tütünlerin aşamalarını inceledik. Şimdi Amerikan tip sigaraların harmanlarına muhtelif oranlarda katılan diğer tütünlerin hazırlanmasından da söz etmek gerekmektedir. Bu arada birazda damarların işlenmesine de açıklık getirelim

Damar ayıklama işlemi ile yapraktan ayrılan orta damarlar özel işlemden CRS (Cut Rolled Stems) geçilir. Uygulamada damarlar % 30 rutubete getirilir. Merdaneden geçirilerek ezilir ve sonra da kıyılır. Silindir, damarların 0.5-0.6 mm kalınlıkta safiha haline getirmek suretiyle ezer. Bu arada ezilme neticesinde ortaya çıkan safihanın inceliği 0.2 milimetreden daha ince olmamalıdır. Aksi takdirde damarların dokusal yapısı bozularak toz haline gelirler. Damarların kıyım eni genelde 0.5 mm dir. Böylece ezilerek kıyılmış damarlar döner kurutucularda kurutularak % 20-22 rutubete getirilir ve son kurutma işlemine girişte kıyılmış yaprak tütünle karıştırılır.

Son yıllarda sigaraların doldurma kapasitesini arttırmak amacıyla yoğun çalışmalar yapılmıştır. Bu da özellikle Amerikan tipi sigara üretiminde rekonstitüe yaprak tütünü ve şişirilmiş tütün kullanım gibi teknolojik işlemler şemasında ayrı üretim hatları yer almasına neden olmuştur. ancak biz bu tütünlerin oluşum işlemlerini daha geniş, detayları ile ilerde fabrika artıklarının değerlendirilmesi ve tütünün insan sağlığına zararlarını azaltma yöntemleri konuları içinde ele almak istiyoruz.

Şimdi soslu yada Amerikan tipi sigara üretiminin ikinci esas işlemi olan ve sigaraların içimlerini olumlu yönde etkileyen maddelerden, soslardan ve tütünleri soslamaktan bahs etmek istiyoruz. Bilindiği gibi önceleri sos olarak çeşitli natürel tatlayıcılar ve meyve usareleri kullanılmıştır. Örneğin meyve balı, bal, pekmez, ananas şurubu, incir şurubu, mısır şurubu, saf şeker yada invert şeker şurubu ile keçiboynuzu ve pek çok ta özel patentlerle üretilen çeşni maddeleri. Sigara üretiminde soslar, özellikle asit karakterli olduklarından sigara dumanını nötr alize etmek, yani kısmen nötr hale getirmek için kullanılırlar. Soslar, harmanları tatlandırdığı gibi tütünlerin rutubetlerini korumalarında da yardımcı olur. Bu itibarla günümüzde kimyasal sos olarak Humectan- Softaner, yani yumuşatıcı-rutubet tutucu adıyla tanımladığımız Diethylen Glycol Soplitol, propan diol gibi maddeler başarıyla kullanılmaktadır. Zira anımsanacağı gibi sigaranın içim özelliği ancak en uygun % 12 –13 bir rutubette en bariz şekilde ortaya çıkabilmektedir. Kuru sigaralar genelde acı içimlidirler. Sonra Humectan’lar soslar pek çok maddelerin eriyebilmesini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca sosların içine, sigaraların küflenmesine meydan vermeyecek koruyucu maddelerin konulması da mümkün olmaktadır.

Humectanların başka bir özelliği de tütünlerin fiziksel özelliklerinden olan elastikiyetin ve kabarma niteliklerinin artmasına katkı yapmalarıdır. Böylece tütünlerin tavlandırılması, sonra da kurutulması işlemlerinde önemli derecede enerji tasarrufu sağlanmaktadır.

Soslar harmanların ıslahından başka tütün ıskartaları ve artıklarında sap, damar ve kırıntı tütünlerde de kolaylıkla, bol bol uygulanabilir olması da başka bir avantajdır. Amerikan tipi soslu ve kokulu sigara üreten fabrikalarda soslama tesisleri vardır. Az önce sözünü ettiğimiz damarları ayrılmış yapraklar harmanlama ünitelerinden bu tesislere gönderilir. Bunlar tütünün sevkıyatını sağlayan iç duvarlarında metal bağlantıları bulunan eğimli döner silindirlerdir. Silindirde ayrıca tütünün uniform olarak soslanmasını sağlayacak püskürtme başlıkları mevcuttur. Soslar püskürtülebileceği gibi istimle birlikte de püskürtülebilmektedir.

Soslama materyali ve tütünün istenen oranda karışması konveyör bant üzerinde tütünün ağırlık veya kütle akış hızını ölçen silindir girişine monte edilmiş cihazlar tarafından dozajı otomatik olarak kontrol edilen pompalar ile sağlanır. Kural olarak tütüne sos ile birlikte su ve buhar da ilave edilir. Soslama silindirlerinin duvarlarında en direkt ısıtma sistemi de mevcuttur.

Sosların uygulamaya hazırlanmalarına dair geniş bilgilere özel harmancılık notlarında detaylı olarak değindik. Ancak sosların hazırlanması özel bir iş olduğunu ve bu işlemlerin fabrikaların teknolojik mutfaklarında paslanmayan kazanlarda ısıtılarak yapılması gerektiğini belirtmekte yarar olacaktır. Bu arada sosu oluşturan maddelerin uyum sınırlarının saptanması çok önemli olduğundan önceden birçok deneyler yapılmalıdır. Buna da sigaraların markaları ve harman terkipleri baz tutulmalıdır. Öyle ki, pek çok ülkede sosların reçeteleri ayrı ayrı fabrikaların özel patentleridir.

Amerikan tipi soslu harmancılığın ayrılmaz başka bir katkı işlemi de Flaowering veya Top Dresing kokulandırmadır.

Başlangıçta tütünlerin kokulandırılmasına verilen katkı maddeleri sadece meyve usarelerinden oluşturuyordu. Daha sonra teknoloji ilerledikçe kimyasal suni ekstraklar da harmana ilave edilir oldu.

Örneğin son zamanlarda değişik tütün çeşitlerinin suni kokuları bile üretilip bunlar Amerikan tipi sigara üretiminde yer almışlardır. Virginia,

Burley, Oriental tütünlerin kimyasal yoldan elde edilen benzer kokuları bunlara misaldir. Fakat bunların hiçbir zaman içim ekspertizlerinde natürel örnekleri gibi netice vermedikleri bilinmektedir. Zira koku oluşturma, sigaraların aroma özelliklerinin en zor yönüdür. Bu arada neden sentetik aromalara ihtiyaç duyulmuştur ? Çünkü tütünlerin sadece doğal yetenekleri içicinin zevkini tatmin etmeye yetmez. Bunun yanında fabrikasyonda tabii veya sentetik yelpazede yer alan bazı ham maddeleri de kullanmak gerekir. Fakat önceden koku maddelerle ilgili geniş bilgiye sahip olmamız lazımdır. Bu bilgi ancak yıllarca bu maddeleri öğrenerek ve bunlarla çalışarak kazanılabilir. Ayrıca bu hammaddelerin değişik tütün tipleri ile, yanma vb. olaylarda ne gibi etkiler yapacağını ve nasıl bir yeni oluşumlara uğrayacaklarını da tahmin etmek gerekmektedir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, aroma, tat katkıları sayesinde bir lezzet ortaya çıkarılmasıyla da oluşur. Zaten bu yüzden tat % 95 kokudur demiştik. Yani sonuç olarak sigaranın aroması, tadın uygun kokuya erişinceye kadar onların kombinasyonu ile gerçekleşir. O halde teknolojik işlemlerde soslardan ve top flavour lardan olumlu etkiyi alabilmek için her ikisinin de birlikte uygulanması en doğrudur.

Kokulandırma işinin diğer bir aşaması da kokulandırma yöntemiyle üretilen sigaraların, dolayısıyla örneklerin, teker teker içime tabi tutulması ve böylece de çeşitli tütün karışımlarına uygun olan kokuları seçmektir. Ayrıca burada belirli amaçlar doğrultusunda içim neticesi ortaya çıkacak neticeye göre, arzu edilen üretim dozunun uygun sonucu nasıl etkilediği de çok önemlidir. Çünkü bazı hallerde hoşa gitmeyen bir koku ortaya çıkabilir veya arzu edilmeyen lezzet ve etki oluşabilir. Böyle durum karşısında elbette aromalarda birtakım değişikler yapılır.

Günümüzde fabrikasyon da kullanılan katkı kokuları iki ayrı grupta toplanmaktadır.

Natürel ekstraklar ve kimyasal-sentetik yöntemlerle elde edilmiş kokular. Bunlardan natürel olanlarına ait örnekler şunlardır. Bergamot, ağaç kavunu ve oris kökü yağı, ginsent root, tonga baklası, anason, rosemary, rom , Jamaika rom, vanilin, kakao, tarçın, karanfil, erik, kayısı, şeftali usaresi yada esansları, civandich mable, Hindistan cevizi vb. Natürel kokuların harmanda tütünlerle çok kolay uyum sağladığını müşahede etmekteyiz.

Diğer taraftan da katkı kokuların ikinci grubunu oluşturan kimyasal-sentetik kokular sigaranın içim özellikleriyle uyumları güç olmalarında rağmen, kullanımları günden güne artmaktadır. Bu ise sentetik ekstrakların kullanım dozlarının natürel emsallerine göre daha az olmasından kaynaklanmaktadır. Günümüzde çok sayıda patentli sentetik koku maddeleri vardır. Örneğin bunlardan birisi 741 rumuzlu tonga baklası koku cinsidir.