Sayın Ertuğrul GÜNAY

                     Kültür ve Turizm Bakanı

 

Kapanan Tekel İzmir Sigara Fabrikası’nın Alsancak’ta bulunan kampus alanı  Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İzmir Ticaret Odası, Arkas firması ve Ekonomi Üniversitesi tarafından kurulan şirkete; sanat, kültür, turizm ve sosyal yaşam  alanı olarak kullanılmak üzere  7 Şubat 2008 tarihinde  devredilmiştir.

Burada oluşturulacak yeni kampus alanına yazılı ve görsel basından edinilen bilgiye göre, İzmir Reji Kültür ve Sanat Merkezi isminin verilmesinin düşünüldüğü anlaşılmaktadır (Referans,07.03.2008).

İzmir’in sosyal hayatına katkı sağlayacağını düşündüğümüz böyle bir komplekse ülkemizin toplumsal hafızasında acı, keder ve sömürüden başka bir hatıra bırakmamış reji idaresinin isminin verilmesi kamu vicdanını yaralayacaktır. Hafızaları tazelemesi açısından reji idaresinin geçmişini kısaca hatırlamakta fayda bulunmaktadır.

            14 Nisan 1884'te faaliyete geçen Memalik-i Şahane Dûhanları Müşterekü'l Menfaa Reji Şirketi ya da Tütün Rejisi, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı ekonomisinin candamarı olarak nitelendirebileceğimiz tütünün üretim ve değerlendirme aşamalarında tek yetkili olmuştur. Reji kurulmadan önce tütünden elde edilen vergileri toplama işi 1875 yılında Galata bankerlerinin yönetimindeki Rüsum-u Sitte İdaresi'ne bırakılmıştı. Muharrem Kararnamesi ile devlet mali açıdan iflas ettiğini alacaklı devletlere bildirince, tütün gelirlerini toplama işi bu kez Düyûn-u Umumiye İdaresi'ne terk edilmiştir. Bir süre sonra Düyûn-u Umumiye içerisindeki Fransız tahvil sahipleri bu idareyi tütün ekiminden doğrudan doğruya pay almaktan vazgeçirerek tütün tarımını ayrıca düzenleyip vergilendirmek üzere yeni bir örgütlenmeye gidilmesi yolunda ikna etmeleri sonucunda Reji Şirketi, Osmanlı İmparatorluğu ile Düyûn-u Umumiye İdaresi arasında yapılan 27 Mayıs 1883 tarihli bir sözleşme ile kurulmuştur. Tütün Rejisi'nin kurulmasıyla Osmanlı İmparatorluğu'nda yerli tütün üretimi artık tam anlamıyla Osmanlı Bankası, Credit Anstalt ve Bleichröder banka gruplarının denetimi altına giriyordu.

 Reji tütün tarımındaki küçük üreticiliği dönüştürerek onu üretken bir hale getirecek mekanizmaları uygulama alanına koymamıştır. Aksine, tütün ekim alanlarını sınırlayarak yarım dönümden az topraklarda tütün ekimini yasaklayarak, üreticiye tarlasına tütün ekebilmesi için vereceği ruhsatnameyi türlü zorluklardan sonra vererek bir anlamda üretimin yolunu kesmeye çalışmıştır. Ürünlerine hak ettikleri bedeli alamayan üreticiler, Reji’ye ürünlerini satmak istemeyince, Tütün kaçakçılığını önlemek amacıyla Reji’nin oluşturduğu silahlı birliklerle toplumsal çatışmaların önünü açmış ve binlerce insan yaşamını yitirmiştir. Reji'nin oluşturduğu silahlı "kolcu" birlikleri, bir yabancı sermaye kuruluşunun girdiği ülkede neler yapabileceğine en güzel örneklerden bir tanesidir. Kaçak tütün satışlarını engelleyebilmek amacıyla Reji tarafından istihdam edilen yaklaşık 7000 kolcu; birtakım suçlardan hüküm giymiş, toplum içindeki konumlarını kaba kuvvete dayanarak güçlendirmek isteyenlerden oluşuyordu. Ellerindeki silahlarıyla çok büyük bir güç konumuna ulaşan kolcular, tütün kaçakçılığını önlemek bahanesiyle halka türlü işkenceler yapıp, ölümle biten pek çok silahlı çatışmada bulunmuşlardır. Reji'nin faaliyette bulunduğu dönem boyunca 50-60 bin civarında insan yaşamını yitirmiş; sadece 1901 yılındaki çatışmalarda ölen insan sayısı 20.000'i aşmıştır. Niyazi Berkes 'in '200 Yıldır Neden Bocalıyoruz?' adlı eserinde de belirtildiği üzere, "...bir köylü bu idarenin tekeli altında olan kendi yetiştirdiği tütünden yarım okka bir yana saklayayım dese Reji kolcusu tarafından küt! diye alnından vurulurdu." Yapmış oldukları yasadışı uygulamalarla yalnızca tütün üreticilerine değil, bütün halka işkence eden Reji kolcuları, aynı zamanda Türk folkloruna geniş bir malzeme bırakmışlardır. Bugün dillerden düşmeyen "Çökertme Türküsü"nün şu sözleri, Reji kolcularının Türk halkının bilinçaltında ne gibi bir yer işgal ettiğine en güzel örnektir: "Gidelim gidelim be Halilim/ Çökertmeye varalım/ Kolcular görünce Halilim nerelere kaçalım/ Teslim olmayalım Halilim aman kurşun saçalım" yine, "Kör olsun kolcu Avni / öksüz bıraktı seni / Nenni tosunum nenni / Sabret gelir zamanı" sözlerinde olduğu gibi annelerin beşikteki çocuklarına ninni malzemesi olan Reji kolcuları işte bu zulümleri gerçekleştirmişlerdir. Silahlı kolcu birlikleriyle adeta devlet içinde yeni bir devlet olan Reji'ye karşı başta tütün üreticileri ve "ayıngacı" olarak tanımlanan tütün kaçakçıları ile halk büyük tepki göstermiş ve sonuçta örgütlü olmayan, ama yine de önemli bir başkaldırı olarak niteleyebileceğimiz bir sivil direnişin örneğini vermişlerdir. Reji'ye karşı oluşturulan bu tepki, şirketin cumhuriyet döneminde devletleştirilmesinde önemli etken olmuştur. Atatürk, bağımsızlığın sadece siyasal alanda değil ekonomik alanda da olması gerçeğinden hareket ederek Tütün Rejisi'ni 4 Mart 1925 tarihinde devletleştirmiştir. “

 

    Nitekim büyük önder Mustafa Kemal Atatürk Reji'nin kaldırılması sonrasındaki bir Meclis konuşmasında, tütün üreticisi ve devlet geliri ile ilgili olarak “...Cumhuriyetin ilk yıllarında mali mesleklerde gelir sağlayacak her imkanı zorlarken tütün meselesi ve dolayısıyla Reji İdaresi ele alınmıştır. Reji İdaresi'nin kaldırılmasını birinci derecede gelir olarak düşündük. Reji kaldırıldığı zaman komşularımızda olduğu gibi, bizde de tütünün serbest bir endüstri olarak bırakılması düşünülmüştür. Böyle bir fikir cereyanı o günlerde bizde de hasıl oldu. Uzun boylu tartışıldıktan sonra çekilmiş olan yabancı reji şirketi yerine, devlet elinde tütün inhisarı yapılmasına karar verilmiştir. Bu suretle ilk günden itibaren hem devlet varidatı (geliri) olarak bir sağlam kaynak ele geçmişti; hem de reji tütün işletmesinin kaçakçılığa karşı himayesi için özel polis kuvvetleri kurmak gibi bir kabus vatandaşın üzerinden kalkmıştı. Yani aynı zamanda ondan da kurtuluyorduk.” demiştir.

Tütün Eksperleri Derneği olarak  şehrin sosyoekonomik ve kültürel  hayatı içinde yer alacak böyle toplumsal bir kullanım alanına Reji isminin verilmemesi gerektiğini düşünüyor ve tarafınızca gerekli hassasiyetin gösterileceğine inanıyoruz.

 

Saygılarımızla.

 

 

 

                                                                                              Oktay ÇELİK

                                                                              Tütün Eksperleri Derneği Başkanı

                                                                                   Yönetim Kurulu Adına