Cıgaranın dumanı...
http://www.tumgazeteler.com/?a=2471813
Milli Gazete, 09.01.2008, Ekrem KIZILTAŞ,
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
.
Melbourne "dasınız. Kıtalar arası uçuş etkisi (jet lag) sebebiyle, uyku düzeniniz altüst. Gecenin ikisi, gözleriniz faltaşı gibi açık... Bir sigara yakacaksanız, otelin dışına, "tiryakiler için ayrılan özel bölüme" inmelisiniz; Ağustos Ayı"nın ayazında bile. (Malum; Avustralya , Güney yarım kürede ve bizde yazken, orası kış.)
Dahası, kahvaltı için gittiğiniz bir dostun evinde bile, sigaraya davrandığınızda; bunu yapmamanız gerektiğini hatırlatan bakışlarla karşılaşıyorsunuz.
Avustralya "da, kapalı yerlerde sigara içmek kesinlikle yasak, çünkü. Singapur , sigara yasaklarını ilk uygulayan ülkelerden birisi. Cikletle ilgili yasaktan önce mi yoksa sonra mıydı, bilmiyorum.
Ama Singapur Havaalanı "nda sigara içenlere ayırdıkları yer, kesinlikle "üçüncü sınıf" gibi hissettirmiyor; Hong Kong Havaalanı"nın, hücreyi andıran ilgili bölümüne inat, belki...
Almanya "nın Güney Batı"sında, tren istasyonlarının üstü açık peronlarında bile; sigara içenlere, kalın sarı çizgilerle çizilmiş alanlar ayrıldığını gördüm. Sigaralı vagonlar da tarih olmuş.
Havaalanlarının çoğunda, insana üçüncü sınıf olduğu hissini veren, bazısında "smoke paradise" yazan, küçücük alanlar da, kaldırılmış. Otellerde, kafelerde; kapalı yerlerde yasak hükümferma.
ABD , Kanada , Avrupa ülkelerinin nerdeyse tamamı ve kendisini batı sistemiyle bütünleştirmiş bütün ülkelerde, sigara ile ilgili yasaklar aldı başını gidiyor, anlayacağınız.
Ama bu saydıklarımızın hiç birisinde, bu ülkelerin tanınmış bir yazarı ya da entelektüeli, çıkıp: "Neden kiliselerde sigaraya yasak getirmiyorsunuz?.. Yoksa, genellikle içki ile beraber içilen sigarayı yasaklayarak, içkiyi de mi yasaklamak istiyorsunuz?" diye sormamış ve sormuyor.
Sormamış ve sormuyor; çünkü, temel bir bilgi olarak biliyorlar ki, kiliseler sigara içilebilecek yerler değildir. Tıpkı diğer bütün ibadethaneler gibi...
Tütün ve tütün mamullerinin içilmesine yeni kısıtlamalar getiren kanun tasarısı TBMM "de kabul edildi.
Çoğu batı ülkesinde olduğu gibi, Türkiye "de de, tiryakileri sıkıntılı günler bekliyor.
90"lı yılların sonunda bizde de başlayan sigara ile ilgili yasaklar, tiryakileri kızdırmıştı. Yeni değişiklik, daha da kızdıracak şüphesiz.
Ama belli ki, tiryakilerin de büyük bir bölümü, sigara ile ilgili yasaklara "razı ".
Yeni yasaklar, bir türlü ayrılamasalar da, pek sevdikleri söylenemeyecek bu dostları ile, biraz daha az karşılaşma şansını verecek, en azından.
Sigara yasakları zikredildiğinde, neden içki ile alakalı benzer kısıtlamalar getirilmediğini, düşünür dururum hep.
Ama Hürriyet "ten Yalçın Doğan "ın 5 Ocak tarihli yazısını okuyunca; bu meseleyle ilgili olarak, kendimce bulduğum cevabın, doğru olduğunu gördüm.
Yalçın Doğan "Sigara üzerinden düzen değişikliği" başlığı altında şunları yazmış: "(&) Oysa, içki ve sigara birbirinin hemen hemen ayrılmaz parçası. İçki içince, sigara içmeyen çok az insan var./ Şimdi lokantalarda ve barlarda insanlar sigara içemeyecek. Sigara ancak evde içilebilecek. Pratikte, insanlar barlardan, içkili lokantalardan elini, ayağını yavaşça çekecek, evlerine kapanacak. İçki yasağının olduğu bazı İslam ülkelerindeki gibi. Diğer taraftan, camilerde sigara içmeye yasak yok. Çünkü, camilere gidenleri rahatsız etmek istemiyorlar."
Doğan"ın, sigara ile ilgili yeni yasakların, bu kadar sıkı olmasına itirazı, haklılık taşıyor belki.
Ama bunun için ideoloji kokmasına çalışılan bir bahane icat etmesi; işin içine camileri karıştırması, ne kadar tuhaf!.. İnsan, ömrünce hiç girmemiş olabilir; ama bir bilene sorabilirdi, en azından.
Camilerde sigara içmek, kimsenin aklından geçirebileceği bir şey değil. Dolayısıyla, yasaklamaya gerek yok; ama Yalçın Doğan merak etmesin; yeni yasa ile, camilerin bahçesinde sigara içmek de yasak...