'Güçlü' tiryakilerin kalesi düşer mi?

http://www.gunes.com/2008/01/04/yazarlar/yd.html

Güneş, 04.01.2008, Defne SAMYELİ, Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bizim ülkede olur mu, olmaz mı?Okurlarımın çoğunu kızdırma pahasına, sigara konusuna değineceğim.TBMM'de yeni yılın ilk yasa teklifi görüşmelerini ilgiyle izliyoruz. Bu sertlikte bir yasa çıkar mı çıkmaz mı, çıksa uygulanır mı uygulanmaz mı?Yasalaşan maddelere göre barlarda, lokantalarda, kahvehanelerde, kamu binaları ve özel şirketlerde sigara içilmesi TAMAMEN yasaklandı. Öyle içilen-içilmeyen bölüm falan da yok.Sigara tüketimi ile ülkelerin gelişmişlik düzeyi arasında anlamlı bir ilişki var. Buna göre ülkelerin gelişmişlik düzeyi ne kadar düşükse, halkları da o kadar çok sigara içiyor. En medeni bulduğumuz ülkelerde özellikle son 15 yılda gözle görülür şekilde ağırlaşan sigara yasağı, insanının sağlığıyla birlikte, 'devletinin de cebindeki parayı' korumayı hedefliyor. Zira sosyal güvenlik şemsiyesi altındaki vatandaşın tedavisini üstlenen devletler, artık sigaranın yüzde yüz neden olduğu kanser gibi bir hastalığın tedavisine kişi başı yüzbinlerce dolar akıtmak istemiyor. Bizde bu yasak uygulanır mı?İlk belirtilere- daha TBMM'den- bir bakalım:CHP Grup Başkanvekili Süha Okay, 'Bu yasağa uymak zor olacak' demiş; bir de 'Yasaklar delinmek için konulur ama' diye başlayan bir cümlesi daha var Okay'ın ama -kendisi bir yasa yapıcı- 'dili sürçtü' diyelim ve üzerinde durmayalım. AKP'li Mahmut Durdu ise 'Benim hassasiyetim, hürriyetlerin uç noktalarına müdahale edilmesidir. Her yasa bazı hürriyetleri kısar ama biz tiryakilerin boğulmaması için de bir önlem alınmalı...'İşteeee...Kahvede okey oynayandan, barda içkisini içene, kuaförde saçını yaptıran kadından, benim anneme kadar bütün tiryakilerin ortak argümanı.'Ya benim hakkım ne olacak?'Üzgünüm ama...Sizin hakkınız falan yok... İnsan keyif yaparken bir başkasının sağlığına zarar verme hürriyetine sahip olabilir mi? Yılda binlerce insan, sadece 'pasif sigara içiciliğine bağlı' hastalıktan ölür, daha da fazlası kanser olurken, tiryakilerin bu tavrı bencillikten başka bir şey değil... Zaten tütün lobisi bu kadar kuvvetli olmasa, bu sektörün ekonomik büyüklüğü sistemin bu kadar içine işlemese, sigara bırakın 'yasak' olmayı, içerdiği maddeler açısından çoktan 'yasadışı' olmayı hak eden bir ürün... Uzmanların dilinde tüy bitti; esrar bile daha az zararlı diye...Her neyse...Bu yasa tekilifinden önce, Şişli Belediyesi benzer bir karar aldı biliyorsunuz, Şişli ilçe sınırları içinde. Gittiğim hiç bir restoranda uygulandığına şahit olmadım. İki yere göstermelik 'sigara içilmeyen masa' işareti koydular. Bunlar da genelde ya çıkış kapısı, ya da tuvalet önündeki masalar oluyor. Etrafınızdaki diğer masalarda zaten sigara içildiği için burada oturup tuvalete giren çıkanı saymakla vakit geçirseniz bile dumanaltı olmaktan ve pasif içicilik kaderinden kurtulamıyorsunuz.İstanbul'da kimsenin yasak falan dinlediği yok.Dinleyeceği de..Ta ki yaptırımlar adam gibi uygulanmaya başlayıncaya kadar...Aklıma gelmişken... Benim için yakın tarihe yönelik iki referans var. Biri New York, biri de İtalya. New York diyorum; ABD demiyorum, zira dğünya başkenti olma iddiasındaki 'Büyük Elma' zaten bir ülke gibi. Ayrıca sigara yasağı ABD'nin eyaletlerine göre değişiyor. Kiminde parklarda ve açık havada da yasak, kiminde yasaklanması yasak!Neyse...Bu New York, 10-15 yıl öncesine kadar restoranlarında dumandan gözün gözü görmediği bir yerdi. Şimdi... Otel, lokanta, kulüp müşterisi zavallı tiryakiler, canları çektiğinde bu gibi mekanların dış kapılarına dizilip, keyiflerini 'dışarıda' yapıyorlar. Ya da sadece puro içilen özel yerler var; ekonomik durumları elverdiği ölçüdebunlara gidiyorlar. İtalyanlar'sa sigara tiryakiliği konusunda Türkler'le yarışır. Sokakta hızlı hızlı yürüyen kadın erkek 10 kişinin 9'unun elinde yanan sigara vardır. İtalyan kentlerindeki değişimi daha dramatik bulmuştum. Onlar New York'ular gibi tüketimi azaltacaklarına, yasaya uyup yine içebilecekleri kadar içme yoluna gitmişlerdi. Yasağın ilk yıllarında, hatta geçen seneye kadar- bir buçuk yldır gitmediğim için son durumu gözleme imkanım olmadı- durum şöyleydi:Bir restoranda ilk 'iştah açıcı' tabağı bitirdiğinizde etrafınıza bir bakın... Restoran boşalmış! İkinci tabakların servisinden sonra herkes masalarına dönmüş... Tatlı ve kahve faslından sonra bu kez resmen herkes sözleşmiş gibi yine dışarıda... Sessiz anlaşmaya uyulmuş, birbirini tanımayan 'sigara kardeşliği' kulübü üyeleri restoran kapısında bir yandan konuşuyor; bir yandan dumanlarını atmosfere doğrudan salıyorlar.Yani...Bu iş İtalya'da olduysa...Bizde de olur...İlk, 'parasal yaptırımdan korkan' işletme ve insanlar uymaya başlar...Tabii, tekrar ediyorum; ciddi bir denetleme olduğunu varsayarsak.Bir de nasıl söyleyelim, para yaptırımının pek ürkütmeyebileceği işletmeler var. İstanbullu olarak, buradaki referans noktası olarak kendime ünlü İtalyan lokantası Paper Moon'u seçtim. Özellikle gelir düzeyi yüksek ve toplumda statü sahibi kişilerin gözbebeği Paper Moon'da bırakın sigarayı, elinden puroyu düşürmeyen müşteriye gidip de 'Efendim, malum yasağı biliyorsunuz. Mümkünse onu söndürebilir misiniz?' diyebilecek garson ve müdür çıkar mı; göreceğiz.Yönetimden, servis elemanlarına kadar herkes çok saygılı, becerikli. Şişli Belediyesi'nin yasağından sonra bu konuyu bazılarıyla konuşmuştum; en fazla arkadaki 'daha ikinci plan' addedilen salonu 'içmeyenlere' ayırabileceklerini söylemiş; onu da malum, yapamamışlardı.İddia ediyorum!Güçlü tiryakilerin kalesi Paper Moon düştüğü gün -eğer düşerse- Türkiye'de sigara gerçekten yasaklandı diyebiliriz!