TARIM ŞURASI KOMİSYON RAPORLARI
1.KOMİSYON : DOĞAL KAYNAKLARIN KORUNMASI
2. KOMİSYON :TARIMSAL YAPI VE DEĞİŞMELER TARIMIN GENEL EKONOMİ İÇERİSİDEKİ YERİ
3. KOMİSYON : ARAŞTIRMA ve GELİŞTİRME
4. KOMİSYON : EĞİTİM VE YAYIM KOMİSYONU
5.KOMİSYON : TARIMSAL GİRDİLER
6. KOMİSYON : TARIMSAL ÜRETİM POLİTİKALARI
7. KOMİSYON : TARIMSAL DESTEKLEME POLİTİKALARI
8. KOMİSYON : BİTKİ KORUMA- HAYVAN SAĞLIĞI- GIDA KONTROLÜ VE SU ÜRÜNLERİ KOMİSYONU
9. KOMİSYON : TARIMSAL PAZARLAMA
10. KOMİSYON : TARIMDA ÖRGÜTLENME
I. KOMİSYON
DOĞAL KAYNAKLARIN KORUNMASI
Tarım şurasına hazırlık olması amacıyla yazılmış olan çalışma belgesinde, komisyonumuzu ilgilendiren doğal kaynakların korunmasına ilişkin raporun mevcut durum hakkındaki ayrıntılı bilgilerine ek olarak, aşağıda belirtilen öneri paketinin eklenmesinde yarar görülmektedir. Çalışma belgelerine ilişkin düzeltilmesi gereken hususlar ayrı bir rapor olarak Şura Başkanlığına sunulacaktır.
Komisyonumuzun, çalışma belgesinde belirtilen konu ana çalışma başlıklarını özel gündem haline dönüştürerek çalışmalarını gerçekleştirmiştir.
1-TOPRAK KAYNAKLARIMIZ
1.1-TARIMSAL ALANLARIN SORUNLARINA İLİŞKİN ÖNERİLER.
Öncelikle ülkede yoksulluğa ve kırsal alandan göçlere neden olan arazilerin yanlış ve amaç dışı kullanımı ve bunun sonucu olan erozyon kesinlikle önlenmeye çalışılmalıdır. Bunun için ivedilikle "TOPRAK YASASI" çıkarılmalı ve ulusal toprak koruma politikaları geliştirilmelidir. Bu amaçla sağlıklı biçimde toprak ve su kaynaklarımızın mevcut durumunu ve potansiyelini ortaya koyacak ayrıntılı etüt ve envanterler yapılmalıdır . Bu nedenle Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın yapısal değişim projesi çerçevesinde kendisinden beklenen görevleri etkin ve yeterli şekilde yapabilmesi amacıyla 441 sayılı K.H.K.'nin yeni bir kanun taslağı halinde düzenlenmesi gerekmektedir. Bu düzenlemede , toprak ve su kaynaklarımızın envanter ve ayrıntılı etütlerinin yapılmasında, korunmasında , geliştirilmesinde ve devamında, Toprak Muhafaza, Sulama, Drenaj, Tesviye, Arazi Toplulaştırması, Gölet ve Havza ıslahı , Toprak ıslahı vb. hizmetleri veren Mülga TOPRAKSU'nun işlevlerini yapacak bir Genel Müdürlüğün Tarım Bakanlığı bünyesinde kurulması zorunludur.
* Miras hukuku nedeniyle parçalanan işletmeleri birleştirici, sulama, drenaj, tesviye ve diğer developman hizmetlerinden yararlanmaya imkan veren "Arazi Toplulaştırma Kanunun" yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.3083 sayılı "Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu"n da ve 3202 sayılı Köy Hizmetleri Kanununda yer alan arazi toplulaştırma çalışmaları farklı uygulamalara sebep olmaktadır. Bu nedenle, toplulaştırma, tarla içi geliştirme ve altyapı hizmetlerinin tek bir kuruluş (MÜLGA, TOPRAKSU benzeri) tarafından yapılması sağlanmalıdır.
* Tarımsal İşletmelerin miras nedeniyle ekonomik üretim yapamayacak derecede küçülmelerini önlemek amacıyla Medeni Kanunun miras ile ilgili hükümleri yeniden düzenlenmelidir. (Özellikle 597. ve 598. Maddelerin çelişkileri düzeltilmelidir)
* Tarım alanlarının amacı dışında kullanımlarını önlemek amacıyla sulanan alanlarda I., II.,III.,ve IV. sınıf arazileri ve yağışa bağlı tarımda kullanılan I. ve II. sınıf arazilerin tarımsal sit alanı olarak kabul edilmesi gereklidir. Hiçbir şekilde arazilerin yetenek sınıfları dışında kullanılmasına müsaade edilmemeli sınıf değiştirilmemeli ve aksi davranışlara cezai müeyyideler getirilmelidir.
* Ayrıca ekolojik bölgelere göre optimum işletme büyüklükleri belirlenmeli ve bu ölçekteki işletmeler kesinlikle parçalanmamalıdır.
* Arazi kullanım planlamasında büyük ölçüde yararlı olacak "Tarım Arazisinin korunması ve Kullanılması" na dair bir yasaya öncelikle ihtiyaç vardır.
* Kamunun yapacağı çalışmalar dahil bütün çalışmalarda ÇED raporu kesinlikle istenmelidir. ÇED raporu, üniversite mensuplarını da kapsayan geniş bir uzmanlar kadrosu tarafından hazırlanmalıdır.
* İllerde oluşan mahalli ve çevre kurulu üyelerinin kompozisyonu yeniden düzenlenmeli ve bu kurullara üniversiteler ve sivil toplum örgütleri dahil edilmelidir.
* Büyük yatırımlarla gerçekleştirilen baraj ve göletlerin sedimentle dolmasının önlenmesi ve erozyon kontrolüne yardımcı olunması için göl aynasından başlamak üzere, arazi kullanım planlaması esasları dikkate alınarak yeşil kuşak çalışmaları yapılmalıdır.
* Yukarı havzaları kontrol altına alabilecek havza amenajman çalışmalarına girilmelidir.
* Toprak ve su kaynak envanterlerinin süratli ve sağlıklı yapılabilmesi için Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemi gibi yeni teknolojilerin kullanılması teşvik edilmeli ve gerekli alt yapı ivedilikle oluşturulmalıdır.
* Açık maden ocakları, toprak ve turbalıklar ile ilgili yönetmelikler, günün koşullarına ve çevresel etki derecelerine göre yeniden düzenlenmelidir.
* Gübre ve pestisit kullanımlarının mutlak surette toprak ve bitki analiz sonuçlarına dayandırılması için gerekli önlemler alınmalıdır.
* Gübre Üretim ve Kullanım Yönetmeliği ivedilikle çıkarılmalıdır.
* Toprak ve Su kaynaklarına ilişkin bir veri bankası kurulmalıdır.
1.2- ÇAYIR MERA VE YAYLAKLARIN SORUNLARINA İLİŞKİN ÖNERİLER
Cumhuriyet Döneminde meraların korunması, iyileştirilmesini ve yönetimini düzenleyen bir kanun henüz çıkarılmamıştır. Meralar 1858 yılında çıkarılan Arazi Kanunnamesi'ndeki hükümlere göre yönetilmektedir. Bu kanun meraların disipline edilmesinde gerekli olan hukuki durumlara yeterince eğilmediği ve günümüz şartlarına cevap vermediği ortadadır.
Meralar ile ilgili sorunlar; Arazi Kanunnamesi, Köy Kanunu, Belediyeler Kanunu , Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, İskan Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Orman Kanunu, Gayrımenkule Tecavüzün Defi Hakkında Kanun maddelerine göre çözümlenmeye çalışılmaktadır. Ayrıca Mer'a ların korunması iyileştirilmesi ve düzenlenmesi görevleri de "Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü , Orman Bakanlığı ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlıkları"na verilmiştir. Ancak bugüne kadar önemli bir çalışmanın yapılmadığı, kuruluşlar arasında koordinasyon eksikliği de ortadır. Bu düzensizlik için hayvan yetiştiricileri mera bakım ve ıslahını devletten beklemektedir.
Mülkiyeti kamuya ve kullanımı köylüye ait orta malı olan hayvancılığın gelişmesinde önemli bir rol oynayan ancak, kontrol, bakım ve ıslahı yapılmadığı için çok önemli erozyon kaynağı olan mer'aların; tespiti, tahsisi ve korunması ile ilgili yasal düzenlemeye öncelikle ihtiyaç vardır. Bu konuda yasal boşluğun doldurulması mer'a, yayla ve kışlakların tespit, tahsis ve amacına uygun kullanımını düzenleyen ancak 1995 yılı sonunda da TBBM' de kadük olan MER'A KANUN tasarısının öncelikle yasallaşması gereklidir.
* 1987 yılında 442 sayılı Köy Kanunu'nda 3367 sayılı yasa ile 26 Mart 1987'de yapılan değişiklikle "Köylerin Mer'a, Yaylak, Seyrangah, Yol, Harman ve Panayır gibi alanları"nın, kişilerin özel mülkiyetine geçirilmesine imkan veren maddeler kesinlikle yürürlükten kaldırılmalıdır.
* Mer'aların ekolojik çevre ve bölge şartlarına uygun biçimde otlatma kapasiteleri ve dönemleri belirlenmelidir.
* Mer'alarda degradasyonu azaltacak, verimi arttıracak, gübreleme, yapay tohumlama, aşılama, göze tesisleri, münavebeli otlatma, kontur karıklama, hendekleme ve teraslama gibi kültürel ve teknik tedbirler alınmalıdır.
* Mer'alarda gerekli düzenlemeleri, ıslah ve iyileştirmeyi yapabilecek mer'a amenajman kurallarını yönlendirebilecek Tarım Bakanlığı bünyesinde MER'ALARDAN SORUMLU BİR BİRİM oluşturulmalıdır.
* Doğal kaynakların korunmasına yönelik hizmet veren kamu dışı kuruluşların devletçe desteklenmesi düşünülmelidir.
1.3- ORMAN VARLIĞIMIZIN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Orman varlığımız ve çözümlerine ilişkin 1-5 Kasım 1993 tarihleri arasında I.Orman Şurası toplanmıştır. Bu toplantı sonucunda 1883 sayfalık üç ciltlik rapor yayınlanmıştır. Ülkemiz ormanlarının yasal, yönetsel ve teknik sorunları ayrıntılı biçimde irdelenmiştir. Bu önerilere ek olarak aşağıdaki hususlar önerilmiştir.
* Orman köylüsünün ormana olan ekonomik bağımlılığı giderilip sosyo-ekonomik durumu iyileştirilmesi için orman köylülerine milli bütçeden daha fazla pay verilmesi sağlanmalıdır.
* Şu veya bu şekilde orman rejimi dışına çıkarılmış bulunan ve mevcut mevzuata göre de tamamen bedelsiz olarak kullanılan arazilerin yalnızca ormanların korunmasına yönelik faaliyetlere finanse edecek kaynaklar haline getirilmesi ivedilikle sağlanmalıdır. Söz konusu arazilerin değerlendirilmesinde orman emvali üretimi ile erozyonu önleme tedbirlerine öncelik verenlere kolaylıklar getirilmelidir.
* Ülkemizin ana orman ağacı türleri içinde hızlı gelişen türler olarak kızıl çam, kızıl ağaç, kestane, fıstık çamı, ceviz, badem, v.b. türlerimizde çok geniş yetişme alanı potansiyeline sahiptir. Bu türlerimizin kültürlerine kamuoyu arazilerinde başlanılması teşvik edilmelidir.
2-SU KAYNAKLARIMIZ
2.1-SU KAYNAKLARIMIZIN GELİŞTİRLMESİNE İLİŞKİN ÖNERİLER
Su yönetimi ve geri ödeme ( geniş anlamda çiftçi katılımı) sorunlarını mevcut politikalar çerçevesinde çözümlemek oldukça güç görünmektedir. Oysa asıl amaç, sulama şebekelerinin uzun yıllar hizmet verecek şekilde işletilmesi, korunması, onarılması, yönetilmesi, olduğuna göre bu konuda en başarılı uygulamanın, sulama şebekesinden yararlanan çiftçilerin bu görevleri kendilerinin "Sulama Birlikleri" kurarak yapmalarıdır. İçinde devletin olmadığı bir işletme biçiminin de oluşturulması mümkündür. İlk yatırım masraflarına çiftçilerin katılımı sağlanarak tesislerin devamlılığı temin edilmelidir.
GAP, Türkiye'nin işlenebilir alanlarının %10'unu kapsamaktadır. Ayrıca 1.8 milyon hektara yakın bir alanda sulama ve üretime yönelik projelerin gerçekleşmesi üzerinde durulmaktadır. Bu bakımdan ürün deseni ve bölge ihtiyaç fazlası ürünlere ilişkin pazar organizasyonunun kurulması en önemli konudur. Tarımsal ürünler ham ve işlenmiş olarak hangi ülkelere, hangi organizasyonlara ve hangi ulaşım sistemi ile pazarlanacaktır. Bunların çalışmaları başlamadan, plan ve programları şimdiden hazırlanmalı ve gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.
2.2- SU KAYNAKLARIMIZA İLİŞKİN ÖNERİLER
* Devlet sulama işletmeciliğini, sulama kooperatiflerine veya Üretici Birlikleri Kanununa göre kurulacak sulama birliklerine veya mahalli yönetimlere bırakmalı, yalnızca sulama şebekelerinin işleyişini kontrol etmelidir.
* Mülkiyeti, devlette kalmak şartı ile sulama tesislerinin işletme hakkı, ilkelere uygun olarak hazırlanacak teknik ve yönetsel şartnameye göre özel sektöre ihale edilmeli veya kiralanmalıdır.
* Havza içi su kaynaklarının sektörler bazında paylaşımını koruma ve kullanma ilkelerini içeren bir SU YASASI öncelikle çıkarılmalıdır.
* Havzalar arası su transferinin yapılabilirliği üzerine etüt, proje ve araştırmalara önem verilmelidir.
* Son yıllarda tarım sektöründe sulama suyu yönteminin öneminin anlaşılması sonucu üniversitelerde, araştırma kuruluşlarında ve yatırımcı teşkilatlarda daha iyi yönetim için etüt, planlama ve araştırma çalışmaları yoğunlaşmıştır. Bu nedenle yetişmiş ve yeterli beyin gücüne paralel olarak Araştırma- Geliştirme hizmetlerine, ileri ülkeler düzeyinde kaynak ayrılması devletçe sağlanmalıdır.
* Sular kullanım amaçlarına göre fiyatlandırılmalı, bu fiyatlandırma ise birim hacime göre yapılmalıdır.
* Tarımdan dönen drenaj suları arıtılmadan tekrar tarımda kullanılmamalıdır.
* Yoğun tarım yapılan bölgelerde gübre ve pestisit kullanımı konusunda çiftçilere yönelik yayın ve eğitim hizmetleri ile bu konuda gerekli araştırmalar yapılmalıdır. Özellikle gübre satışları toprak tahliline dayanmalıdır.
* Sulama tesislerinin yapımı hususunda katkı payı getirilmelidir.
* Yönetim planlanması yapılmış olan sulak alanlarda, tampon bölge ve ekolojik etkilenme bölgesi içerisinde kullanılan tarımsal kimyasalların kontrollü kullanımının sağlanması, organik preparatların kullanılması teşvik edilmelidir.
* Türkiye ılıman iklim kuşağında yer almaktadır. Bu nedenle serin iklim bitkisi olan tahılların (buğday, arpa, vb) yanında, ekolojik yönden sıcak iklim bitkileri( mısır, ayçiçeği, çeltik vb..) 'nin tarımına yönelinmesinde yarar vardır.
* Arazilerin çoraklaşmasına ve yeraltı sularının kirlenmesine neden olan aşırı sulamanın önlenmesi, en uygun sulama metotlarının kullanılması ve sulama yatırımlarının etkinliğinin artırılması için çiftçilerin eğitilmesi, DSİ, Köy Hizmetleri ve Tarım Bakanlığınca sağlanmalıdır.
* Su kaynaklarından yeterince yararlanabilmek, taşkın ve erozyonu önlemek amacı ile gölet, bent gibi küçük su depolama tesislerinin olabildiğince fazla yapımı için kaynak ayrılmalıdır. Gölet, baraj ve benzeri rezervuarların tesisi için yapılan ihalelere, havzaların amenajmanının yapılmasını da dahil etmek gerekmektedir. Çünkü erozyon nedeniyle rezervuarların ekonomik ömürleri beklenen süreden çok daha erken tükenmektedir. Öncelikle havza kontrol çalışmaları yapılmalı, daha sonra da rezervuar gövdesi inşa edilmeli veya iki çalışma birlikte yürütülmelidir.
3- GEN KAYNAKLARIMIZ
3.1- HAYVAN GEN KAYNAKLARINA İLİŞKİN ÖNERİLER
* Hayvansal gen kaynaklarına ilişkin envanter çıkarılmalıdır.
* Türkiye'de nesli tehlike altında olan bitkiler ve hayvanlar için redate listesi, (IUCN formatına göre) bir komisyonca oluşturulmalıdır.
* Nesli tehlike sınırında olan evcil hayvan ırkları, melezleme kapsamı dışında tutulmalı ve belli miktarda koruma sürüleri saklanarak koleksiyon sürüleri oluşturulmalıdır.
*Kaybolma tehlikesi içinde olan ırklardan tek yönlü seleksiyon çalışmaları yapılmamalıdır.
* Her ırk ile ilgili olarak yetiştirme ve koruma derneklerinin kurulmasına öncülük edilmelidir.
* Lokal çevrelerde yetiştirilen yerli ırklarımızın yetiştiricileri teşvik edilmelidir.
* Her türden yerli ırkların dağılma ve yetiştirme bölgeleri, mevcutları, morfolojik ve fizyolojik özellikleri tespit edilmelidir.
* Kaybolma tehlikesi içinde olan yerli bitki ve hayvan gen kaynaklarının, gerek ekolojik gerekse gelecekte sunabileceği muhtemel faydalar açısından önemi basılı, sesli ve görüntülü yayınlardan basın yayın organları tarafından kamuoyuna anlatılmalı, halkın bu konuda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır.
* Yerli ırkların verim seviyelerinin tespiti ve verimlerinin arttırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.
* Ekosistem içerisinde bulunan her gen kaynağı ekosistem için bir denge unsurudur. Bu dengenin bozulmaması için çalışılmalıdır. Gen kaynaklarının korunması ile ilgili çalışmalarda yalnızca kamu kesimi değil, kamu dışı örgütlerinin de yer alması gerekir. Bu konuda çalışacak kamu dışı örgütler her türlü olanakla desteklenmeli; bu gen kaynaklarından yararlanacaklar ise bu çalışmalara belli bir maddi katkıda bulunarak o konuda bir fon oluşturulması sağlanmalıdır.
3.2- BİTKİ GEN KAYNAKLARINA İLİŞKİN SORUNLAR VE ÇÖZÜMLERİ
* Çevresel Etki Değerlendirmeleri etkin ve gerçekçi bir şekilde yapılmalıdır.
* İmzalanan uluslararası anlaşmaların yaşama geçirilebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
* Gen koruma ve yönetim alanlarının araştırılarak belirlenmesi amaç, işlev ve kuruluş bakımından etkin hale getirilmesi sağlanmalıdır.
* IN-SITU ve EX-SITU koruma çalışmalarında ve araştırmalarında ilgili kuruluşlar arasındaki koordinasyon sağlanmalıdır.
* Her türlü materyalin yurt dışına çıkışı kontrol altına alınmalıdır.
* Biyoloji gen kaynaklarına ilişkin yönetmeliğin ve uygulamanın güncelleştirilmesi ve etkin bir kontrol mekanizmasının oluşturulması sağlanmalıdır.
* Çeşitli ekolojik şartlara göre gen toplama merkezleri kurulmalı, bu konuda gerekli alt yapının oluşturulması için tedbirler alınmalı ve ilgili yasa güncelleştirilmelidir.
* Neslinin tükenme tehlikesi olan biyolojik kaynaklarımızın korunması ve geliştirilmesi için kamu dışı kurumların çalışmaları özendirilmelidir.
* Gümrüklerde bu konuda çalışacak uzmanlaşmış tarım polisinin bulunması sağlanmalıdır.
4-DİĞER ÖNERİLER
* Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, yörelere göre çoklu tarımsal üretim modelleri geliştirmek, bitkisel üretimde gerçekleşme, planlama ve yön verme çalışmalarını yapmak, bu amaçla veri toplamak ve değerlendirmek, tarımsal üretimi çevre değerleri ile uyum içerisinde sürdürerek araştırma, eğitim ve yayın hizmetlerini arzulanan düzeyde yürütmek üzere yeniden yapılandırılmalıdır.
* Toprak ve su kaynakları ile ilgili tüm çalışmalar, ilgili kuruluş bünyesinde oluşturulacak bir veri bankasında toplanmalı ve ilgili kuruluşlar arasında bilgi iletişim ağı kurularak her an kullanıma hazır tutulmalıdır.
* Tarım Bakanlığının Reorganizasyonunda kaldırılan " Çayır, Mer'a ve Zootekni Araştırma Enstitüleri" ülke hayvancılığının kalkınmasına ve yeni bitkilerin üretimlerinin yaygınlaşmasına yönelik çalışmalarına da ağırlık verecek biçimde yeniden kurulmalıdır.
* Sürdürülebilir gıda güvencesi için dünya gıda zirvesinde alınan kararların uygulanması; tarım,ormancılık ve çevre konularına önem ve öncelik verilmesi; gıda güvencesini arttıracak projelere yeterli kaynak ayrılması amacıyla , Tarım ve Köyişleri Bakanlığının FAO ile ortaklaşa, geri kalmış yörelerde fakir halkın üretim sorunlarını çözecek program ve projelere harcanmak üzere başlattığı "Herkese Ekmek" kampanyası desteklenmelidir.
* Yaylalarımızın sağlıklı veri eldesi gerçekleştirilmelidir. Bu konuda ilgili Bakanlığa görev verilmelidir.
* Yayla alanlarımızın ekosistem ve gen merkezi olarak, sağladıkları toplumsal fayda nedeniyle; SİT ALANLARI olarak tescili sağlanmalıdır.
* Toprak-Su ve diğer ekolojik doğal kaynak ve zenginliklerin korunması, ıslahı, geliştirilmesi ve verimli kullanılması, bu konuda bölgesel ve ülkesel ölçekte planlama, programlama, yönlendirme ve denetleme görevlerinin merkezi yönetimlerde kalması yararlı olacaktır.
II. KOMİSYON
TARIMSAL YAPI VE DEĞİŞMELER TARIMIN GENEL EKONOMİ İÇERİSİNDEKİ YERİ
Gerçekte Tarımın genel ekonomi içindeki önemini, derecesini belirlemek kolay değildir. Her ne kadar kimi istatistiksel veriler tarımın ülke ekonomisi içerisindeki yeri hakkında bir fikir verebilirse de bu konuda tek bir ölçü henüz ortaya konamamıştır . Bununla beraber, Milli hasıla, nüfus ve faal nüfus, iç ve dış ticaretteki paylar dikkate alınarak tarımın ülke ekonomisi açısından durumunun belirlenmesi, genel kabul görmüş bir yaklaşım şeklidir.
Tarımın Gayri Safi Yurt İçi Hasılasındaki Payı :
Tarım sektörü milli hasılaya besin ve tarımsal hammadde kaynağı olarak katkıda bulunmaktadır.
Tarımın Gayri Safi Yurt içi Hasılası ( GSYİH )' na olan oranının nisbi olarak azalması ekonomik gelişme sürecinin doğal bir sonucu olup, esasen tarım sektörünün milli ekonomi içerisindeki önemi devam etmektedir.
TARIMSAL NÜFUS VE İSTİHDAM :
Türkiye, nüfusu hızla artan bir ülke konumunu devam ettirmektedir. 1980'li yıllarda % 2.5 düzeyinde olan nüfus artış hızı, son yıllarda % 2 civarına düşmüş olmasına karşın, halen yüksek düzeylerdedir. 1927 yılındaki ilk sayımda nüfus 13.6 milyon olduğuna göre yaklaşık 60 yıllık bir sürede 4.2 kat artmıştır. 1990 Genel Nüfus Sayımına göre, toplam nüfusumuz 56.5 milyon olup, bunun % 59'u kentlerde, %41'i köylerde yaşamaktadır. Bu denli yüksek oranlı kırsal nüfus Türkiye'nin tarım ülkesi olma özelliğinin en önemli göstergelerinden birisidir.
1980 yılına kadar toplam nüfusun çoğunluğunu bünyesinde tutan kırsal nüfus bu yıldan sonra mutlak olarak azalma sürecine girmiştir. Bunun başlıca nedeni; kırsal nüfusun kentlere olan göçüdür. Kent nüfusunun köy nüfusundan daha fazla olarak belirlendiği ilk nüfus sayımı 1985 Genel Nüfus Sayımı olmuştur. 1920'li yıllardan 1950'li yıllara kadar yaklaşık %75 dolayında seyreden kırsal nüfus bu yıllardan itibaren hızlı kentleşme sonucu oransal olarak hızla azalmış ve %41'lere kadar gerilemiştir.
İşgücü arzını, büyük ölçüde 15 - 64 yaş grubuna giren ve aktif nüfus olarak tanımlanan kesim meydana getirmektedir. Tarım kesimi için toplam işgücünün büyük bir kısmı, ücretsiz aile işgücünden oluşmaktadır.
1960'lı yıllardan itibaren tarımda makineleşmenin başlaması ve giderek artan ölçüde insan gücünün yerine kullanılması ile hızlı nüfus artışı ve toprak parçalanması sonucunda kullanılabilir arazi marjinal sınırına gelmiş ve bu kesimde işsizlik giderek yaygınlaştığı gibi gizli işsizlik oranı da hızla yükselmiştir.
DİE'nin 1997 yılı nisan ayı verilerine göre ülkemizdeki işgücü 21.201 milyon kişi olarak belirlenmiştir. İstihdam edilen 21.201 milyon kişinin 9.607 milyonu ( %45.31) tarımda, kalanı sanayi ve hizmetler sektöründedir.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde sektörler itibariyle nüfus dağılımına bakıldığında, nüfuslarının %10'undan daha azının tarımla uğraştığı, geri kalan kesimin sanayi ve hizmetler sektöründe çalıştığı görülmektedir. Türkiye'de planlı dönemin başlarında istihdamdaki payı %76.8 olan tarım, yıldan yıla gerileyerek %45 düzeyine düşmüşse de bu gelişmiş ülkelere göre oldukça yüksek bir orandır. Tarımda istihdam edilen kişi başına düşen arazi büyüklüğü Avrupa Topluluğu'unda 6.9 hektar, A.B.D.'de 55 hektar, Türkiye'de ise 2.8 hektardır. Bu veriler, Türkiye'de kırsal nüfusun fazlalığı ve birim alan başına düşen nüfus yükünün çok fazla olduğunu ortaya koymaktadır.
TARIMIN BESLENME YÖNÜNDEN ÖNEMİ:
Türkiye'de tropikal bitkiler dışında pek çok ürünün üretimi yapılmaktadır. Ancak ülkemiz insanları hayvansal protein yönünden eksik beslenmektedir. Dolayısıyla hayvansal üretimin arttırılmasına ihtiyaç vardır.
Tarımın Sanayiye Hammadde Temini Yönünden Önemi:
Hammaddesini tarımdan sağlayan sanayi ülkemizde gelişme içindedir. Ancak tarımsal ürünlerin işlenme oranı henüz istenilen ölçüye ulaşamamıştır. Ürünler işlendiği takdirde bir yandan katma değeri artırmak suretiyle ekonomiye daha fazla katkı sağlarken öte yandan ihracat açısından gelir artışına neden olacaktır.
Tarımın Sanayi Mallarının Tüketicisi Olması Açısından Önemi:
Kırsal kesimde yaşayan nüfus diğer sektörler için önemli bir pazar durumundadır. Bu kesimde yaşayan insanların gelirleri, yaşam standartları arttırıldığında diğer sektör ürünlerine talep artacaktır. Dolayısıyla bu sektörlerde de canlanma olacaktır.
Tarımın Ülke Dış Ticareti İçindeki Yeri :
Tarımın ekonomi içindeki önemini ortaya koyan bir diğer gösterge, tarımsal ürünlerin dış satımdaki payıdır.
Tarım sektöründe yapılan ihracat yukarıdaki tabloda da görüleceği gibi, yıl içinde dalgalanmalar göstermektedir. Tablo incelendiğinde yılın son çeyreği ile ilk çeyreğinde ihracatın arttığı görülmektedir. Tarım ürünlerinin toplam ihracat içindeki payı 1995 yılında %9.86 iken, 1996 yılında %10.57'ye yükselmiştir. Diğer taraftan 1995 yılı ile 1996 yılı arasında ülke toplam ihracatında %7.1'lik bir artışa karşılık, tarım sektörü ihracatında %14.91'lik bir artış gerçekleşmiştir. Ancak 1990 - 1993 yılları arasında tarım ürünleri dış satım artış hızı, toplam dış satım artış hızının gerisinde kalmıştır.
TARIMSAL YAPI VE DEĞİŞMELER
Komisyonumuz tarımsal yapıyı mevcut durum ve olması gereken durum açısından değerlendirebilmek amacı ile aşağıda belirtilen ana başlıklar çerçevesinde ele almıştır. Bu başlıklar şunlardır ;
* Arazi ;
1. Arazi Genişliği
2. Arazi Parçalılığı
3. Arazi Tasarruf Şekli
* Nüfus
* Sermaye
* Tarım Tekniği
* Üretim Deseni
Tarımsal yapıdaki bu başlıklar çerçevesinde mevcut durum ve sorunları sırası ile ele alırsak; öncelikle bu başlıkların birbiri ile bağlantılı olduğunu ve sebep sonuç ilişkisi içerisinde bulunduklarını görürüz.
* Türkiye'de tarımsal işletmelerin büyük bir bölümünü 50 dekardan küçük işletmelerin oluşturduğu bilinmektedir. Buna ilave olarak ülkemizdeki miras hukuku dolayısı ile tarımsal işletmelerin parçalanmakta olduğunu görmekteyiz. Oysa tarımsal işletmelerin ekonomik olarak faaliyet gösterebilmesi için toprak yapısı, üretim deseni ve ekolojiye bağlı olarak belli bir büyüklükte olması gerekmektedir. Türkiye'de işletme yapısından kaynaklanan en önemli problemlerden birisi tarım işletmelerinin küçüklüğünün yanında bu işletmelerin parçalı ve dağınık arazilerden oluşmasıdır. Parçalı arazilerin de rasyonel olarak işletmeye elverişli olmadığı bilinmektedir.
* Küçük işletmelerin çok büyük bir bölümü kendi tüketimini karşılamak için üretimde bulunmakta, pazar için üretim yapamamakta ve sermaye birikimini gerçekleştirememektedir. İşletmelerde arazi tasarruf şekli olarak öz mülkiyet yaygındır. Dışarıdan da yeterli kredi elde edemeyen veya borçlanmaktan kaçınan bu işletmeler modern teknolojilerin gerektirdiği girdileri kullanamamaktadırlar. Dolayısıyla bu işletmeler destekleme ve teşviklerden ya yararlanamamakta, yada çok az yararlanmaktadırlar. Anlaşılacağı üzere tarımsal sermaye dengesiz, yetersiz ve entansif tarım yapmaya müsait değildir.
* Birinci sınıf tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanılması, ülkemiz tarımının sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerini engelleyen en önemli yapısal sorununu oluşturmaktadır.
* Yeraltı ve yerüstü servetleri bakımından büyük potansiyel arz eden ülkemizde toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesi, diğer bir ifade ile sulama ve arazi kullanımına önem verilmesi zorunluluğu vardır.
* Ülkemizde yetersiz olan yağlık bitki üretimi sonucunda, yıldan yıla artış gösteren bitkisel yağ açığı milyonlarca dolar döviz ödenerek ithalatla kapatılmaya çalışılmaktadır. Benzer şekilde hayvancılığımızın geliştirilmesi ve toprak erezyonunu önlemek için çayır- mer'a ve yem bitkileri üretimi ve özellikle mer'a amenajmanı hususunda yetersizlik söz konusudur.
* Arazi tapulaştırılmasının tarım reformu yapılan yerler dışında kanunu bulunmamakta, tüzükle yürütülmekte ve yıllar içerisinde farklı kuruluşlarca yapılagelmektedir.
* Tarımsal yapının temelini, sağlıklı bir veri toplama sisteminin mevcudiyeti oluşturmaktadır. Halen ülkemizde işletmeye dayalı kayıt tutulmamaktadır.
* Tarımla ilgili birçok kanun ve tüzüğün uygulama kabiliyeti olmadığı gibi aynı zamanda da güncelliğini yitirmiştir.
* Tarımsal alanlar marjinal sınırına ulaşmıştır. Artan nüfusun gıda gereksiniminin karşılanması için birim alandan alınan verimin artırılması gerekmektedir. Bunun için en önemli etkin faktör sulamadır. Bununla birlikte sulama öncesi tarla içi sulama faaliyetlerinin zamanında yapılmaması ve ekipman yetersizliği drenaj ve çoraklaşmaya neden olmaktadır.
* Tarım tekniği açısından araştırma, uygulama ve teknolojiyi kullanan kuruluşlar arasında yeterli bilgi akışı bulunmamaktadır. Kaldı ki spesifik olarak birçok bölgemiz için yapılan, tarımsal üretimi kısıtlayan faktörlere çözüm getirecek araştırma sonuçları yeterli değildir. Öte yandan bölgeler arasında bu konu ile bağlantılı olarak girdi kullanımında önemli farklılıklar bulunmaktadır.
* Kuruluşlar arasında koordinasyon eksikliği bulunmaktadır.
* Örgütlü bir yapı olmadığı için üreticinin piyasa fiyatlarını tek başına etkileme yetkisi yoktur. Oluşacak en düşük fiyatı kabul etmek zorundadır. Ayrıca taşıma, ihracat ve pazarlama konularında da bu nedenle çözüm bekleyen sorunlar mevcuttur.
* Tarım ve Sağlık sigortaları bulunmadığı için çiftçiler kendilerini güvence içinde görmemektedir.
* T.C. Ziraat Bankası kredi faizleri tarımsal işletmeler için yüksek olup, bu hususta gerek çiftçiler açısından kredi kullanımında sorun olduğu gibi gerekse bankanın fonksiyonlarını yerine getirmesi açısından da sıkıntı bulunmaktadır. Daha önce başlatılmış, ancak yarım kalmış Tarımsal Sanayi Envanteri ile Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu'ndan yararlanan işletmelerin envanteri mevcut olup, bu hususta kaynak yetersizliği söz konusudur.
AMAÇ VE HEDEFLER
Komisyonumuz tarımsal yapı ve değişmeler komisyonu olarak günümüz Türkiye'sinde tarımsal yapıdaki mevcut durumu ve önümüzdeki yıllarda yapılması gereken değişmeler noktasından hareketle bir değerlendirme yapmak sureti ile aşağıda ifade edilecek olan politikaları saptamıştır.
ÖNERİLER
* Tarımda yapısal değişmelerin gerçekleştirilebilmesi için yasal düzenlemelerin yapılması ve mevcut yasaların günümüz diline göre değiştirilmesi gerekmektedir. Örneğin; Hayvanat-ı Islahat Kanunu ve Damızlık Tiftik Keçilerinin Harice Men-i İhraç ve Teksiri Hakkında Kanun, Mera ile ilgili kanunun TBMM'den bir an önce çıkarılması sağlanmalıdır.
* Arazi toplulaştırılmasının yapılması sağlanmalı, sulama şebekesi olan yerlerde toplulaştırmaya ağırlık verilmeli ve verasetle arazi parçalanmasının önüne geçilmelidir. Bu konu ile ilgili olarak yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Özellikle medeni kanunun 597. Maddesine işlerlik kazandırılmalıdır.
* Tarımsal konularla ve işletmelerle ilgili olarak sağlıklı istatistiki bilgilere gereksinim vardır. Bu konuda tarımsal veri tabanının oluşturulması gerekmektedir. Bu veriler ışığında işletmeler ekonomik ve sosyal açıdan değerlendirilmelidir.
* Tarımsal alt yapı hizmetlerini yürüten kamu kurum ve kuruluşlarının aralarındaki iş birliği ve koordinasyonunun kısa vadede sağlanması ve uzun vadede bu hizmetlerin tek elden yürütülmesi, özelleştirmeye uygun olan hizmetlerin özerkleştirilmesi ve özelleştirilmesine ihtiyaç vardır.
* Etkin çiftçi organizasyonlarının (Üretici Birlikleri, Borsalar, Tarım Kooperatifleri vb) oluşturulması ile devletin yaptığı veya yapmaya çalıştığı birçok hizmet, tarımın gerçek sahipleri olan çiftçiler tarafından bizzat yerine getirilmeli, devlet küçülmeli ve sadece düzenleyici, koordine edici ve gözetleyici bir rol üstlenmelidir.
* Tarımsal bölgelere uygun yeni teknolojileri ortaya koyacak araştırmaların desteklenmesi, mevcut olan teknolojilerin bölgeler bazında tarım tekniği açısından kullanılması sağlanmalıdır.
* Tarım reformu bölgeleri dışında kalan; Hazineye ait kamu arazilerinin üretime kazandırılması amacıyla çiftçiye kiraya verilmesi, işgal ile sürdürülen fiili duruma yasal düzenleme ile çözüm getirilmesi uygun olacaktır.
* Nadas alanlarının daraltılması, ikinci ürün üretiminin yaygınlaştırılması, tarımsal üretimin arttırılmasını sağlayacak ve tarımsal yapıya katkıda bulunacaktır.
* Devletin uygulayacağı ekonomik politikalarla, çiftçinin geleceğe yönelik kaygılarının ortadan kaldırılarak, üretilen ürün açısından riskin asgariye indirilmesi sağlanmalıdır.
* Tarımsal nüfusun diğer sektörlere kaydırılması ve uzun vadede %10'un altına çekilmesi hedeflenmelidir. Öncelikle nüfus, tarım işletmesi içerisinde değerlendirilerek verimliliğin arttırılması, hayvancılığa önem verilmesi, mamül üretime yönelinmesi, kırsal sanayiye önem verilerek, kırsal kesimde tarımsal makine sanayii gibi tesislerin kurulması sağlanmalıdır.
* Çiftçilerin kendi sağlığını ve ürününü güvence altına alacak, sağlık ve tarım sigorta sistemine geçilmeliğe tarım kesimi sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmalıdır.
* Çiftçiler için teşkilatlanmış bir kredi kuruluşu çok önemlidir. Ülkemizde tarımsal kredi desteği sağlayan tek kuruluş T.C. Ziraat Bankası' dır. Bu Kurumca çiftçilerin kredi ihtiyacının makul seviyelerdeki faiz oranlarında karşılanabilmesi doğru olacaktır. Özellikle hedefimize dönük olarak da Bankanın 1983 den beri kanunla değil Ana Statüsü ile faaliyetlerini sürdürdüğü göz önüne alınarak T.C. Ziraat Bankası Kanununun bir an önce çıkarılması gerekmektedir.
* Ülkemizde üretim eksikliği bulunan yağ ve yem bitkilerinin üretimlerini arttıracak teşviklerin yapılarak esasen üretim potansiyeli olan bu ürünlerin, ürün desenindeki yerini alması sağlanmalıdır. Yağ bitkilerinin üretimlerinin arttırılması ile önemli bir döviz kaybı önlenecek, yem bitkilerinin yaygınlaştırılması ile de hayvancılığımızın kaba yem ihtiyacı karşılanacak, dolayısı ile hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalatı önlenecektir. Aynı zamanda toprak erozyonu azalacaktır.
* Sulamaya açılacak sahalarda, modern sulama tekniklerinin kullanılması yönünde tedbirler alınmalıdır.
* Tarım ile ilgili hizmetlerin yürütüldüğü kurumlarda istihdam edilen personel ile ilgili politikaların, bu hizmetlerin aksatılmaması yönünde planlanması gereklidir.
* Ülkemizin ekolojik avantajlarından yararlanılarak organik tarım ürünlerinin üretimi artırılmalıdır.
* Tarımsal faaliyet, çevreye saygılı biçimde sürdürülebilir tarzda devam ettirilmelidir.
* Araştırma, geliştirme faaliyetlerine daha fazla kaynak ayrılmalıdır.
* Sözleşmeli çiftçilik, gerekli yasal önlemler alınarak yaygınlaştırılmalıdır. .
HUKUKSAL VE KURUMSAL DÜZENLEMELER İLGİLİ KURULUŞ AÇIKLAMA
Mer'a Kanunu Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Mer'a vasfını yitirmiş arazilerin tarıma kazandırılması, mer'a olarak değerlendirilmesinin sağlanması ve kullanımının çiftçilere devredilmesi. Medeni Kanunda miras ile ilgili hükümlerde değişiklik İlgili Bakanlıklar T.C. Ziraat Bankası Yeter gelirli işletmelerin parçalanmasını sınırlandıran hükümler. İşletmeyi en ekonomik şekilde işletecek mirasçının, diğer mirascıların hisselerini satın alabilmesi için yeterli işletme kredisinin verilmesi. Kadastro Kanununda Değişiklik Devlet Bakanlığı ( Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ) Tarım Bölgelerine göre ( işletmelerin daha küçük parçalara bölünmemesi için) sınırlandırma getirilmesidir. Çeşitli sebeplerle kullanılmayan toprağın ekonomiye kazandırılması ile ilgili yasa düzenlemesi Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı İlgili Bakanlıklar T.C. Ziraat Bankası Üretimde kullanılmayan tarım arazilerinin ekonomiye kazandırılması için gerekli yasa düzenlemeleri yapılmalıdır. Arazi Toplulaştırma Kanunu Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve ilgili Kuruluşlar İsteğe bağlı ve kamu yararına karar alınmak şartıyla Türkiye'de toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesi, ekonomik ve tekniğine uygun olarak kullanılması, modern sulama tesis ve tekniklerine uygun projelerin yapılması Üretici ve Kullanıcı Çiftçi Birlikleri ve Kooperatifler ile ilgili yasaların düzenlenmesi Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı İlgili Diğer Bakanlıklar ve Kuruluşlar Tarımın her alanında ihtiyaç duyulan birlikler ( devletin küçültülmesi kapsamında) süratle kurulmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası yasasının çıkartılması T. C. Ziraat Bankası 1983'den bu yana kanunla değil ana statü ile yönetilmiştir. 3083 sayılı Tarım Reformu kanununda gerekli düzenlemelerin yapılması Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Uygulamada görülen problemlerin giderilmesi maksadıyla yasada gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Ziraat Odaları Birliğinin kanununun çıkarılması TZOB Tarım sektörü ile ilgili verilerin bilgilerin ve sonuçlarının toplanması, Ziraat Odaları Birliğinin yetki ve imkanlara kavuşması maksadı ile TBMM'ne sunulan yasanın biran önce çıkarılması gereklidir. Damızlık süt ineği, damızlık koyun ve tarım üretimi ile ilgili teşvik mevzuatının düzenlenmesi Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarım Kredi Kooperatifleri Gn.Md. Hazine Müsteşarlığı Maliye Bakanlığı Sözleşmeli çiftçi modeliyle belli köylerde ekonomik sayıda çiftçilere damızlık hayvanları ürettirip, ortaklara kredili olarak bu çiftçilerden temini sağlanmalıdır. KDV, Vergi, stopaj ve subvansiyon ile ilgili düzenlemeler yapılmalıdır. Bunlara ait bilgilerin veri tabanının oluşturulması ve araştırmalara yönelik yönetim mevzuatının geliştirilmesi.
III.KOMİSYON
ARAŞTIRMA ve GELİŞTİRME
1. GİRİŞ
Tarım; ülke ihtiyaçlarını karşılama ve ihracattaki önemi, halihazırda istihdamdaki büyük payı ve hızla artan nüfusun gelecekte beslenme ihtiyacının karşılanmasında tek alternatif olması nedenleriyle, ülkenin gündeminde ilk sıralarda yer almaktadır. Bu sektörde ülke hedefleri;
* Tarımda ülke ihtiyaçlarını karşılamak, kendi kendine yeterli olmak ve artan nüfusun iyi ve dengeli beslenmesi için hayvansal ve bitkisel üretimi artırmak,
* Tarımda çalışan nüfusun hayat standardını yükseltmek,
* Tarım ürünleri ve tarıma dayalı sanayi ürünleri ihracatını artırmak,
* Tarımda verimliliği sağlamak, kullanılan birim girdi başına üretimi artırmak dolayısıyla tarımsal ürünlerde maliyeti düşürmek,
* Bitki, hayvan, toprak ve su kaynakları ile ve doğayı tahrip etmeden en verimli şekilde kullanmak; doğal dengeyi bozmayacak tarımsal üretim metotlarını uygulamak,
* Çevreyi kirletmeden ve tarımsal ürünlerde zararlı kalıntılara meydan vermeden (fazla ilaç, hormon ve gübre kullanımını engelleyerek) tarımsal üretim yapmak olarak belirginleşmiştir.
Tarım sektöründe yukarıda verilen hedeflere ulaşma, Ülkeye en fazla ekonomik, sosyal ve çevresel faydaları sağlayacak teknolojilerin belirlenip, üretici ve sanayicilerin kullanımına sunulmasına bağlıdır. Her konuda olduğu gibi, tarımda da bu teknolojiler, ya Ülke içinde geliştirilir ya da başka ülkelerden temin edilerek ülke şartlarına adapte edilir.
Ülkemizde;
* Ekolojik özellikler ile sosyal ve ekonomik yapının gelişmiş ülkelerinkinden farklılığı, bu ülkelerden yapılacak teknoloji transferini sınırlamakta ve şartlarımıza uyan teknolojilerin büyük bir kısmının tarafımızdan üretilmesini zorunlu kılmakta,
* İklim ve toprak şartlarımızın çeşitliliği, fazla sayıda bitkisel ve hayvansal ürünün yetiştirilmesine imkan vermekte, her ekolojide her ürün için uygun teknoloji geliştirme ihtiyacı doğmakta, bu ise araştırmaya olan talebi çoğaltmakta,
* Tarımda üretici kitlesinin büyük bir kesiminin, teknoloji geliştirme faaliyetine para ayıramayacak seviyede dar gelirli kesim olması, kamunun teknoloji geliştirmede ağırlıklı olarak yer almasını gerektirmekte,
* Sürdürülebilir tarımın öneminin anlaşılması sonucu, doğal kaynakların (toprak, su, bitki ve hayvan kaynakları) muhafazası ile ilgili araştırmaların öne çıkması ve bu alanda kamunun desteğini zorunlu kılmaktadır. Yukarıdaki nedenlerle, Türkiye'de tarımsal araştırmanın önemi artarak devam edecek ve zamanımızda olduğu gibi yakın gelecekte de kamunun araştırmaya desteği sürecektir. Türkiye'de araştırma faaliyetlerinden beklenen faydaların sağlanması için;
* Araştırma-yayım-çiftçi(üretici) bağının güçlendirilerek, üreticilerin eğitim seviyelerinin yükseltilmesi, araştırma bulguları ile sahadaki problemlerin hızlı ve etkili bir şekilde kullanıcılar ile araştırıcılar arasında sirkülasyonu (Eğitim ve Yayım Komisyonu' yla ilgili),
* Tarım işletmelerinin, tavsiye edilecek teknolojiler için gerekli girdileri kullanacak optimum büyüklük ve gelir düzeyine yükseltilmesi ile bu girdilerin kullanımlarının teşvik edilmesi (Tarımsal Yapı ve Değişmeler ile Tarımsal Girdiler Komisyonlarıyla ilgili),
* Teknoloji kullanımının, elde edilen ürünlerin değerlendirilmesini sağlayacak tedbirlerin alınarak, karlılığına yardımcı olunması (Pazarlama Komisyonu' yla ilgili) gibi ilave tedbirlere ihtiyaç vardır.
Cumhuriyetimizin kuruluşundan beri, tarımsal araştırmaya önem verilmiş, bu sayede, değişik konular ve disiplinlerde ülke şartlarına uygun pek çok teknoloji geliştirilmiştir. Bunların uygulanmaya konmasıyla ülkemiz, değişik ürünlerde tarımsal üretimini kat kat artırmıştır. Bu göstergeler, yürütülen tarımsal araştırma çalışmalarının başarısını belgelemektedir. Bununla birlikte, daha mükemmele ulaşmada Ülkeye en fazla ekonomik, sosyal ve çevresel faydalar sağlayacak kaliteli araştırmaların yapılması ve bunların sonuçlarından yararlanılması hedefine ulaşmak için;
* Tarımsal araştırmada, Ülkesel öncelikli alanlar ve programlar ile bunlara ait hedef ve stratejilerin belirlenmesi,
* Araştırma organizasyonumuzun bu hedefleri gerçekleştirecek ve stratejileri uygulayacak tarzda düzenlenmesi ve geliştirilmesi; bu amaçla kamu, üniversiteler ve özel sektöre ait araştırma kurumlarının eleman, altyapı, alet-ekipman, enformasyon malzemesi ile araştırmaya ayrılan kaynaklar bakımından birbirlerini tamamlayacak ve duplikasyonları önleyecek tarzda teşkilatlandırılması ve güçlendirilmesi,
* Tüm araştırma hizmeti veren kuruluşlar arasındaki ilişkilerin, işbirliğini sağlayacak tarzda geliştirilmesi için gerekli yapı ve mevzuatın oluşturulması,
* Araştırmaya ayrılan kaynağın ülke önceliklerine göre ve temel problemleri çözecek projelere tahsisi,
* Araştırma organizasyonu ile, geliştirilen teknolojilerin üretime ve üretimde karşılaşılan problemlerin araştırmaya süratle aktarılmasında görev alan, kurum ve kuruluşlar arasında etkili iletişim ve işbirliğinin sağlanması hususlarında iyileştirmelere ihtiyaç vardır. Bu çerçevede; I. Tarım Şurası Araştırma ve Geliştirme Komisyonu; daha önce ilgili çalışma grubunca hazırlanan raporu güncelleştirmiş, bu rapordan da yararlanarak, tarımsal araştırma ve geliştirme alanında ülkemizin halihazırdaki sorunlarını, olması gerekeni ve ideale ulaşmaya yardımcı olacak eylemler için kararları tespite çalışmıştır. Komisyonun hazırladığı rapor Şura Genel Kuruluna takdim edilmiş, alınan kararlarla aşağıdaki şekilde onaylanmıştır.
2. TARIMSAL ARAŞTIRMADA SORUNLAR
2.1. Araştırma Teşkilatı
Ülkemizde tarımsal araştırma hizmeti veren kuruluşların değişik kurumlara dağılışı ve aralarındaki işbölümü, ülkesel bazda araştırma hizmetinin koordinasyonu ve bu alandaki işbirliği, araştırmanın ülkesel bazda planlanmasında gerekli enstrumanlar gibi konulardaki sorunlar ana hatlarıyla aşağıdaki gibi belirlenmiştir:
1) Türkiye'de tarımsal araştırma geliştirme faaliyetleri; ağırlıklı olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü araştırma enstitüleri olmak üzere, Üniversiteler, TÜBİTAK, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Şeker Şirketi ve Tekel İşletmeleri ile çok sınırlı düzeyde de özel sektör, TKV ve TEMA gibi farklı bakanlık ve organizasyonlar altında görev yapan kuruluşlarca yürütülmektedirler. Bu kuruluşlar, birbirinden bağımsız ve kendilerine ait araştırma organizasyonlarıyla faaliyet göstermekte, aralarında koordinasyon ve işbirliğini sağlayacak, ortaklaşa oluşturulan kurumlar ve birlikte düzenlenen planlama çalışmaları bulunmamaktadır.
2) TÜBİTAK ve Üniversitelerce desteklenen ve yürütülen araştırmalar, tüm tarımsal konu ve disiplinlerde, temel ve uygulamalı araştırmaları kapsamaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitüleri, tarımın tüm dallarında uygulamalı araştırmalar yapmaktadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ağırlıklı olarak sulama, gübreleme ile toprak ve su muhafazası araştırmalarını; Atom Araştırma Enstitüsü Kurumu ise bitki ve hayvancılık konularında temel araştırmaları yürütmektedir. Tüm bu kuruluşların çalışma alanları birbiri içine girmiş olup, dublikasyonlar mevcuttur.
3) Madde 1 ve 2'deki olumsuzluklardan dolayı; proje yürütme, araştırma alt yapısı oluşturma ile alet-ekipman edinmede dublikasyonlar olmakta ve mevcut kapasiteden gereği gibi yararlanılamamaktadır.
4) Tarım ve Köyişleri Bakanlığı araştırma merkez teşkilatı (Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü - TAGEM) ile araştırma enstitüleri arsındaki ilişkileri düzenleyen mevzuat, etkili bir araşt